(4721 S. K. m. 1027)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.9.2002 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.12.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, murisleri Mustafa Kan'dan kendisine ve diğer mirasçılara intikal eden dava konusu taşınmazların tapu kaydında, adının Nebi olmasına rağmen Hayri olarak yazıldığını, Hayri adında nüfusa kayıtlı olan ve kadastro tespitlerinden 17 yıl önce ölen bir kardeşi olduğunu bu nedenle tapu kaydında Hayri olarak yazılan olan kişinin kendisi olduğunu bu nedenle tapu kaydına yanlış yazılan adının düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davacının iddiasını ispat etmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme, davacının Hayri adında bir kardeşi olduğu, tapu kaydında yazılan Hayri isminin Nebi olarak düzeltilmesi halinde Hayri mirasçılarının zarar göreceği, davacının tapu iptali ve tescil davası açması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
Tapuda isim düzeltme istemleri, mülkiyet hakkının kullanımını engelleyen ancak bir mülkiyet aktarımına yol açmayan hususların nüfus kayıtlarına uygun şekilde düzeltilmesine ilişkindir. Bu nedenle böyle düzeltme istemli bir davada, davacının amacının tam olarak açıklattırılması gerekir. Bir dava da olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelemeyi yapmak ise hakime aittir.
Somut olayda davacı, dava konusu taşınmazların tapu kaydında Hayri olarak yazılı olan kişinin kendisi olduğunu belirtmiş ve nüfus kaydına göre düzeltme istemiştir. Dava konusu taşınmazların tapulama tespitleri 1983 yılında yapılmıştır. Muris Mustafa Kan'ın aile nüfus kayıt tablosunda kayıtlı olan Hayri adlı oğlu 3.7.1964 tarihinde doğmuş ve 1.3.1966 tarihinde ölmüştür. 1983 yılında yapılan tapulama tespitlerinde Mustafa Kan'ın ölü olduğu belirtilerek mirasçıları olan eşi ve o tarihte sağ olan çocukları adına tespit yapılmıştır. Tutanaklar, tapu kayıtları ve nüfus kayıtları bu hususta birbirini doğrulamaktadır.
Bu duruma göre, mahkemenin gerektiği takdirde, davacı vekiline bir kez daha talebini açıklattırarak, bu doğrultuda inceleme ve araştırma yaparak, tapu kaydında hissedar davacının diğer kardeşlerini de dinleyerek, davacı ile tapu kaydında yazılı Hayri'nin aynı kişi olduğunu şüphe ve tereddüde yer vermeyecek şekilde saptadıktan sonra bir karar vermesi gerekirken, aksine olaya ve davacı istemine uygun düşmeyen bazı görüş ve düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy