(1086 S. K. m. 287) (818 S. K. m. 18)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 8.2.2002 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.6.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı Behçet Keskin'e ilişkin 9 parsel s. taşınmazda bulunan binanın 1. katındaki daireyi noterde 14.9.1999 gününde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, dairenin kendisine teslim de edildiğini, ne var ki, çekişmeli taşınmazın tapudan önce Muzaffer Akman'a ondanda davalı Halil Sağlık'a satış suretiyle devredildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı ise, çekişmeli taşınmazı tapudan bedelini ödemek suretiyle iyiniyetle satın aldığını savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk bakışta anlaşıldığı üzere; kişisel hak ile ayni hak karşı karşıya bulunmaktadır. Kural olarak; bir taşınmazda kişisel hak sahibi olan kimse bu hakkını ancak borçlusu olan sair tarafa karşı ileri sürebilir. Ancak, çekişmeli taşınmazın sırf kişisel hak sahibini zarara uğratmak amacıyla malikince danışıklı olarak tapudan temliki halinde, kişisel hak alacaklısının muvazaa sebebiyle tapunun iptalini istemesi olanaklıdır. Muvazaa iddiasına dayanan taraf temlik eden ve edilene göre üçüncü kişi halde olduğundan bu iddiasını her türlü delil ile ispat edebilir.
Somut olayda; 9 parsel s. taşınmazın 20.11.2000 gününden önce Muzaffer Akman'a ondanda 4.12.2001 gününde davalı Halil Sağlık'a tapudan satış suretiyle devredildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, bir kimsenin taşınmazı alırken onu görmesi, kimin elinde bulunduğunu ve sorunlu olup olmadığını araştırması gerektiği, davalı Halil'in bu araştırmayı yapmadığı gerekçesi ile satışın danışıklı olduğu kabul edilmiş ise de, sadece bu hususun yerine getirilmemesi danışıklığın ispatına yeterli değildir. Bunun yanında ayni hak iktisap eden davalının iktisabının gerçek bir satış olmadığının kanıtlanması gerekir. Başka bir deyişle, davalı Halil Sağlık'ın kişisel hak sahibi olan davacıyı zarara uğratmak amacıyla çekişmeli daireyi bedel ödemeden iktisap ettiği de kanıtlanmalıdır. Davalının çekişmeli daireyi sırf kişisel hak sahibi olan davacıyı zarara uğratmak amacıyla kötü niyetle iktisap ettiği kanıtlanamamıştır. Mahkemece, bu yön gözetilmeden yazılı gerekçe ile kabul kararı verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istem halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 24.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy