(1086 S.K. m. 38) (633 S.K. m. 35)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.2.2002 gününde verilen dilekçe ile el atmanın ve muarazamn önlenmesi, tapu kaydının terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen 23.1.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; dava konusu taşınmazın önceki maliki E. Bankası Anonim Şirketinin Yönetim Kurulu kararı ile cami ve tesislerin yapılması ve tamamlanmasını takiben terkin edilmesi koşulu ile taşınmazın davacı derneğe tahsis edildiğini, dernek tarafından taşınmaz üzerine cami, hoca ve müezzin evi ile dört adet dükkan inşa edil diğini, dükkanların caminin korunması ve bakımı için davacı derneğin hüküm ve tasarrufuna verildiğini, E. Bankasırıın tasfiyesi ile taşınmaz mülkiyetinin Hazine'ye intikal ettiğini, tahsis kararı nedeniyle Hazine'nin taşınmaz üzerinde tasarruf hakkı bulunmadığı halde dükkan kiracılarından ecrimisil istediğini ve Hazine tarafından kira ya verileceğinin bildirildiğini ileri sürerek müdahale ve muarazanın önlenmesi ve Hazine adına olan kaydın tapudan terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, tahsisin davacı derneğe değil Diyanet İşleri Başkanlığına yapılmış olduğunu, husumetin de Ankara Valiliğine yöneltilemeyeceğini, mülkiyet hakkının Hazine'ye ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 35. maddesi hükmü ile özel mülkiyete konu taşınmaz üzerinde inşa edilen cami ve mescitlerin yönetimi ve yönlendirilmesi ile ilgili olarak cami veya mescit inşa eden gerçek ve tüzel kişilerin ilgisinin kesildiğini, ancak taşınmaz üzerindeki diğer birimlere ilişilmediği, derneğin faaliyetini sürdürebilmesi için devamlı gelir getirici bir imkandan yararlanması gerektiğinden muarazanın meni isteminin kabulüne,ne şekilde müdahale edildiği açıklanmadığı ve ispatlanmadığından müdahalenin meni ve haklı görülmediğinden terkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delillere ve kararın dayandığı gerekçelere göre davacı vekilinin 3 numaralı bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
2 Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu 9954 ada, 5 parsel sayılı taşınmazın mülkiyeti E. Bankası Anonim Şirketine ait iken, Diyanet İşleri Başkanlığının talebi doğrultusunda malik banka tarafından 25.7.1997 tarihinde Hazine'ye tapuda devri yapılmış, Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğünce de 6.6.2001 tarihinde cami yeri ve müştemilatı olarak kullanılmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığına tahsis edilmiştir. 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 35. maddesinde de, cami ve mescitlerin Diyanet İşleri Başkanlığının izni ile ibadete açılacağı ve Başkanlıkça yönetileceği, hakiki ve hükmü şahıslar tarafından yapıldığı halde izinli veya izinsiz olarak ibadete açılmış bulunan cami ve mescitlerin yönetiminin üç ay için de Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredileceği öngörülmüştür. Cami yeri ve müştemilatı olarak kullanılmak amacıyla tahsisin davacı derneğe yapılmayıp, Diyanet İşleri Başkanlığına yapılması ve yukarıda anılan kanun maddesi ile getirilen cami ve mescitlerin yine Diyanet işleri Başkanlığı tarafından yönetileceği hükmü karşısında davacı derneğin dava konusu cami ve eklentileri olan dükkanlar üzerinde tasarruf hakkı bulunmadığından dava açmakta hukuki yararı yoktur. Buna göre davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3- Diğer yandan; davanın kabul ve reddedilen kısımlarına göre davacı ve davalı taraf yararına vekalet ücreti ile birlikte KDV'ye de hükmedilmiştir. Oysa, Anayasa'nın 73. maddesi hükmüne göre vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükle kanunla konulur, değiştirilir ve kaldırılır. 4.12.2002 tarihinde yürürlüğe giren Avu katlık Asgari Ücret Tarifesi 21. maddesi, bu tarifede yer alan ücretlere 3065 Sa yılı Kanun hükümleri gereği Katma Değer Vergisinin ayrıca ilave olunacağı hükmü nü içermekte ise de, bu düzenlemenin kanun metni olmadığı ve verginin yasallığı ilkesine aykırı olduğundan vekalet ücretine ayrıca KDV uygulaması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin 1 numaralı bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, davalı ve davacı vekillerinin diğer bentlerde yazılı temyiz itirazlarınrn kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, 9.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy