(4721 S. K. m. 706)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.3.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.11.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Tapu Sicil Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu taşınmazın 3.9.1996 tarihli düzenleme satış vaadi sözleşmesi ile malik Süleyman kızı Esma'nın mirasçısı davalılardan satın alındığını, tapu sicilinde malik Süleyman kızı Esma'ya ait iki ayrı veraset ilamı bulunduğunu ve Esma'nın kimliği ile mirasçıları konusunda yeterli bilgi olmadığına ilişkin şerh bulunduğundan satış vaadi sözleşmesinin şerh ve tescil işleminin yapılamadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.
Davalı Esma mirasçıları davaya cevap vermemiş, davalı Tapu Sicil Müdürlüğü vekili ise kendilerine husumet yöneltilmesinin doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı Tapu Sicil Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
Dava, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dava konusu 198 ada 12 parsel sayılı taşınmaz tapuda "Süleyman kızı Esma" adına kayıtlı olup, soyismi yazılı değildir. Tapunun beyanlar hanesinde Süleyman kızı Esma'ya ait farklı veraset belgeleri mevcuttur şeklinde şerh bulunmaktadır. Bu veraset belgeleri incelendiğinde; Söke Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 1993/633-1027 sayılı mirasçılık belgesine göre davalılar Tanzer Gürsoy ve arkadaşları nüfusa kaydedilmeden ölen Süleyman kızı Esma'nın, Ankara 7.Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 1995/508-759 sayılı diğer mirasçılık belgesine göre ise davada yer almayan Adil Cantürk ve arkadaşları Katipzade Mehmet Arif Efendi'nin torunu olan Süleyman kızı Esma'nın mirasçılarıdırlar. Yukarıda ismi geçen mirasçılar arasında görülüp bitirilen önceki davalardan; iki ayrı mirasçılık belgesinde ismi geçen Esma'nın farklı kişiler olduğu, uyuşmazlığın dava konusu taşınmazın miras bırakan Esma'lardan hangisine ait olduğu hususundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Nitekim Adil Cantürk'ün Tanzer Gürsoy ve arkadaşlarına husumet yöneltilerek 1993/633-1027 sayılı veraset ilamının iptalini istediği Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/538 Esas sayılı davasında mahkemece her iki veraset ilamı da usulüne uygun olup iptalini gerektirir bir neden bulunmadığı gerekçesi ile reddedildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık 12 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin kime ait olduğu hususundadır. Tarafların ilgili mahkemede dava açıp taşınmazın kendi murisleri Esma'ya ait olduğunu ispatlamaları gerekir gerekçesi ile davanın reddine ilişkin kararı da bu hususu doğrulamaktadır. Bu durumda öncelikle dava konusu taşınmazın davacıya satış vaadinde bulunan davalıların murisi Esma ile davada yer almayan Adil Cantürk ve arkadaşlarının murisi Esma'dan hangisine ait olduğunun saptanması, ondan sonra işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekir. Bunun için de her iki veraset ilamında ismi geçen mirasçıların tamamının davada yer alması gerekir.
Bu nedenle mahkemece, öncelikle Ankara 7.Sulh hukuk Mahkemesinin 1995/508-759 sayılı veraset ilamında ismi geçen mirasçılar F., Adil, Hüseyin ve Abdulgalip Cantürk'ün usulüne uygun davada yer almalarının sağlanması, taraf teşkilinden sonra, dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazlara kadastroca uygulanan revizyon tapuları da getirtilerek diğer delillerle birlikte detaylı araştırılarak dava konusu taşınmazın davalılardan hangisinin miras bırakanına ait olduğunun tespit edilmesinden sonra davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy