(743 S. K. m. 668, 671) (4721 S. K. m. 693, 744, 747)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 8.11.2002 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine dair verilen 20.1.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, geçit ve mecra hakkı kurulması isteğine ilişkindir. 51 parsel sayılı taşınmazın müşterek paydaşı olan davacı, taşınmazı lehine, davalılara ait 12 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit ve mecra hakkı kurulmasını istemiştir.
Mahkemece, müşterek paydaşın tek başına dava açamayacağı, tüm maliklerin birlikte dava açmaları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.1.2002 tarihinde yürürlükten kalkmış olan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 668 ve 671. maddelerinin uygulanması döneminde arzi irtifak olması nedeniyle mecra ve geçit davalarında leh ve aleyhlerine mecra ve geçit kurulacak taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması öngörülmekte iken, 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 693/3 maddesiyle paydaşlardan her biri bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir. hükmünün getirilmiş olması, aynı yasanın mecra hakkını düzenleyen 744. maddesi ile geçit hakkını düzenleyen 747. maddesinin 1 nci fıkralarında kullanılan (malik) deyimi paylı mülkiyetteki pay sahiplerini de içerecek genişliktedir. Paylı mülkiyette paydaşlardan birinin zorunlu mecra ve geçit isteminde bulunması, diğer paydaşların yararına ve paylı mülkiyetin kullanılabilirliğini artıran bir tasarruftur. Bu nedenle bu koşullarda paylı mülkiyette, paydaşlardan her biri de bu hükümlerden yararlanabilecektir. Bu sebeple davacının tek başına dava açabileceği kabul edilerek, işin esasına girip taraf delilleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 03.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy