(1086 S. K. m. 38) (818 S. K. m. 355)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.5.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.12.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Arsa sahipleri ile yüklenici arasında düzenlenen 7.11.1997 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenici tarafından iki bodrum, zemin kat ile üç normal katlı bina inşa edilmesi kararlaştırılmış, karşılığında arsa sahipleri dava konusu taşınmazdaki arsa paylarının %40 hissesini üzerlerinde bırakarak %60 hisselerini tapudan yükleniciye devretmişlerdir.
Davalı yüklenici, inşaatı devam etmekte olan binadan iki adet bağımsız bölümü 9.6.2000 tarihinde önce adi yazılı sözleşme ile, aynı tarihte ayrıca satış vaadi sözleşmesiyle davacıya satmayı vaat etmiştir.
Davacı, sözleşmeler gereğince yükleniciyi dava ederek satın almış olduğu iki adet dairenin adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının satın aldığı dairelerin bilirkişice hesaplanan arsa paylarının yüklenici hissesinden iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, davalı hükmü temyize getirmiştir.
Dava dışı arsa sahipleri, dava konusu bağımsız bölümlerin üzerinde bulunduğu binanın inşa edilmekte olduğu 1507 ada 1 parsel sayılı 338 metrekare yüzölçümlü taşınmazın müstakilen malikleri iken yüklenici ile aralarında düzenlenen inşaat sözleşmesi gereğince 10.11.1997 tarihinde %60 hisselerini tapudan yükleniciye devretmişlerdir. Sözkonusu taşınmazda artık kayden müşterek malik durumunda olduklarından yokluklarında bu davanın sonucunda verilecek hükümden etkileneceklerdir. Bu nedenle; inşaat sözleşmesinin tarafı olan arsa sahiplerinin de davada yer almaları sağlanarak bir karar verilmesi gerekirken bu husus dikkate alınmaksızın taraf teşkili tam olarak gerçekleştirilmeden davanın esastan sonuçlandırılması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 2.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy