(4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 3.5.2002 tarihinde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve tespit istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 9.10.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında yapılan protokol uyarınca mülkiyeti davalıya ilişkin binanın, 49 yıllığına davacı idareye kiralandığını, davalının protokolün 13. maddesine aykırı olarak binayı yıkacağından bahisle tahliye istediğini, davacının bu talebi kabul ile yer aramakta iken davalının bina da yıkım işlemlerine başladığını belirterek, elatmanın önlenmesini, yıkımına başlanan çatının onarılarak eski hale getirilmesi yönünde tedbir kararı verilmesini, meydana gelen zararın ve hizmetin verilememesi sebebiyle davacı kurumun üçüncü kişiler nezdinde uğradığı prestij ve itibar kaybının tesbitini, zararın faiziyle birlikte hesaplanmasını istemiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yargılama aşamasında dava konusu binanın boşaltıldığı gerekçesiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, hükümü taraf vekilleri temyize getirmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davacı vekilinin temyizine gelince;
Yargılama aşamasında davanın konusuz kalması halinde, yargılama giderleri dava açılmasına sebebiyet veren tarafa yükletileceğinden mahkemece kusurlu olan tarafı sair bir anlatımla yargılama giderlerinden sorumlu tutulacak tarafı saptamak için yargılamaya devam edip bu konudaki saptamadan sonra, davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına biçiminde hüküm kurulup yargılama giderlerinin (taraflarca yapılan masraflar, harç ve vekalet ücreti) de dava açılmasına sebebiyet veren tarafa yükletilmesi gerekir.
Somut olayda;
Davacı idare, aralarındaki protokole ve yazışmalara göre taşınmazın tahliyesi sağlanmadan, davalı idare tarafından yıkım işlemlerinin başlatıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve tazminat istemiş, iddialarında dosya içindeki belgelerle kanıtlamıştır. Yargılama aşamasında taşınmazın boşaltılması davacının kusurlu olduğunu göstermez. Dava açılmasına davalı idare, protokol ve anlaşma hükümlerine aykırı olarak yıkım işlemlerine başlayarak neden olmuştur. Bu halde elatmanın önlenmesi istemi yönünden yargılama giderlerinden davalı idare sorumlu tutulması gerekirken yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması doğru görülmemiştir.
Temyiz itirazları bu sebeple yerinde bulunarak hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle;
1- Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde yatırana geri verilmesine, 13.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy