(2981 S. K. m. 9, 10)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.9.2000 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.3.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu tahsis belgesine dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Davaya konu olayda; 226 parsel sayılı taşınmazın hükmen ifrazı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tesciline karar verilen, dosya içerisindeki 15.11.2002 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide ( B ) ile gösterilen 731.748 metrekare yer üzerinde davacının inşa ettiği gecekondu nedeniyle kendisine Vakıflar İdaresince 1.5.1986 tarihinde 400 metrekare yer tahsisen verilmiştir.
Davacı, davalılardan İbrahim ile anlaşarak tahsise konu taşınmazda inşa ettiği gecekondu yerine, malzemesini ve işçilik giderlerini karşılayarak yeni bir bina yaptırmak istediğini ancak davalının yaptığı binayı teslim etmeyerek kendisinin oturmaya başladığını ileri sürerek, tapu tahsis belgesine dayanarak elatmanın önlenmesini istemiştir.
Davalılar ise, dosyaya ibraz etmiş oldukları tarihsiz "anlaşma" başlıklı yazılı belge ile davacının eşi Mustafa'nın dava konusu taşınmazı kendilerine satarak zilyetliğini devrettiğini, inşaat ruhsatı alarak üzerine sözkonusu yeni binayı yaptıklarını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü temyize getirmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere göre mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurulmasına yeterli değildir. Hukuk Genel Kurulu'nun 4.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Dosya içerisindeki bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın hudutları ile davalıların dayanağı senette belirtilen hudutların aynı olduğu ve böylece "anlaşma" başlıklı senedin dava konusu taşınmaza ait olduğu tespit edilmiş ise de; davacının dayanağı olan tapu tahsis belgesi ile davacıya tahsis olunan taşınmazla dava konusu yerin aynı yerler olup olmadığı yeterince araştırılmamıştır. Tahsis belgesinin dayanağı belgeler getirtilip uygulanarak, tahsise konu yer ile dava konusu yerin aynı yerler olup olmadığının araştırılması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 16.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy