(818 S. K. m. 511)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.11.2000 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakım akdi gereğince tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 31.12.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, ölünceye kadar bakım sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kaynağını Borçlar Kanununun 511 ve devamı maddelerinden alan ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, anılan Kanunun 512 ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanunun 492 maddesi gereğince resmi şekilde düzenlenmiş olmalıdır.
Böyle bir sözleşme ile bakım borcuna karşılık bir taşınmazın mülkiyetinin devredileceği kararlaştırılmış ise, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları, bakım borçlusuna mülkiyeti geçirim borcu ile yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde, sözleşmeye dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açılabilir.
Ölünceye kadar bakım sözleşmeleri, taraflarına kişisel hak sağladığı için, tapu iptali ve tescil davasını bakım borçlusu ya da onun külli halefleri, bakım alacaklısını mirasçılarına karşı açabilirler.
Açılan davada, bakım borçlusunun edimini yerine getirmediği savunması, sözleşmenin, bakım borcu yerine getirilmediği iddiasıyla feshini isteme hakkı, bakım alacaklısına ait olduğundan, onun sağlığında kullanmadığı bu hakkını mirasçılarının ileri sürmesi iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Eldeki davada; Davacı, 19.8.1999 tarihli ölünceye kadar bakım akdi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.Bakım sözleşmesinin tarafları karı-kocadır.
Bakım alacaklısı Aslan 19.8.1999 tarihinde noterde düzenlenen ölünceye kadar bakma akdi ile dava konusu taşınmazı karısı davacıya temlik etmiş, 8.11.1999 tarihinde de ölmüştür.
Her ne kadar; Medeni kanun hükümleri gereğince karı-kocanın birbirlerine bakıp gözetme yükümlülükleri bulunmakta ise de, bakım sözleşmesinin taraflarının karı-koca olması sırf bu nedenle sözleşmenin geçersiz sayılmasını gerektirmez. Ölünceye kadar bakım sözleşmesi iki yana borç yükleyen, karşılıklı edimleri havi, talih ve tesadüfe bağlı sözleşmelerdir. Bu itibarla, akdin düzenlenmesinden sonra bakılacak olanın az veya çok yaşaması bakım alacaklısının bakılmadığı anlamına gelmez. Bakım alacaklısı sağlığında bakım borcunun yerine getirilmediği iddiasıyla sözleşmenin feshini de istememiştir. Dosya kapsamına göre; bakılacak olanın yaşlı ve şeker hastası olduğu, eşinin yardımına muhtaç bulunduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, bakılacak olanın bakım sözleşmesi yaparak kendisine baktırmak istemesi doğal ve yaşamın olağan akışına uygundur. Açıklanan bu hususlar dikkate alınmadan yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 21.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy