(4721 S. K. m. 851, 856, 881)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine 25.9.2002 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.3.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir. İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmazın değerinden alacaklının alacağını elde etmesi olanağını sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek, borçluya ait bir taşınmaz üzerinde kurulabileceği gibi üçüncü kişiye ait bir taşınmaz üzerinde de kurulabilir.
İpoteğin kurulabilmesi için, öncelikle rehin edilecek ( ipotek edilecek ) gayrimenkulün maliki ile alacaklı arasında bir anlaşma ( rehin sözleşmesi ) yapılmış olması ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 856. maddesi uyarınca hukuki sonuç doğurabilmesi için de tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Medeni Kanunun 881/1 maddesi uyarınca, bir alacağa teminat olmak üzere kurulan gayrimenkul rehininin mutlaka mevcut bir alacak için kurulması şart olmayıp, ileride doğabilecek veya doğma olasılığı olan herhangi bir alacağın temini içinde kurulabilir. Ancak Medeni Kanunun 851.maddesi uyarınca alacağın miktarının belli olmaması halinde alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir. Bu durumda kurulan ipotekten ipotek borçlusu sözleşmedeki miktar ile sorumludur. Sözleşmedeki miktarın yatırıldığının kanıtlanması halinde ya da ödenmemiş ise depo ettirilmesi koşuluyla ipoteğin kaldırılmasına karar verilir. Somut olayda da, Davacı 17.8.1988 tarihli ipotek akdi ile 15 parselde kayıtlı taşınmazdaki 1 numaralı dükkana, davalı kooperatif lehine konulan ipoteğin kaldırılmasını istemiş, Davalı, söz konusu ipotek akdi ile zamanında yükleniciye düşen dairelere kendileri lehine ipotek konulduğunu ancak, iflas eden yükleniciden 3 milyar alacakları olduğunu bu nedenle davacının gerçek değeri ile borcu ödemesi halinde silinmesini kabul ettiklerini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dosya kapsamına, toplanan delillere göre; dava konusu taşınmaza ipotek akit tablosunda üst limit gösterilerek ipotek konulduğuna, davacının da bunu ödeyerek ipoteğin kaldırılmasını talep etmiş olmasına göre, ipotek bedelinin davalı tarafa ödenmek üzere depo ettirilerek ipoteğin kaldırılmasına karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 23.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy