(743 S. K. m. 671, 672)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 15.7.2000 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.12.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Şükran, Miyase vekili, Hazine ve Orman Bakanlığı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunu'nun 671 inci maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunmasına rağmen mevcut bu yolu gereksinimin karşılamayan taşınmaz maliki açabilir. Bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine nisbi geçit ihtiyacı veya geçit yetersizliği denilebilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle taşınmazların önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltilmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesi isteğine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmazın müşterek mülkiyete konu olması halinde, paydaşlardan bir ya da bir kaçı dava açabilir.
Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması, geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi ilkesi göz önünde tutulmalıdır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, bir anlamda özünü komşuluk hukukundan almaktadır denilebilir. Bunun doğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri de esas alınmalıdır.
Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının sübjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi de gözetilmelidir.
Bu nedenlerle de bir taşınmaz için 2,5-3 metre genişliğindeki bir yolun yeterli olacağı kabul edilmelidir.
Davacı yararına tesis edilen geçidin, genel yola kesintisiz ulaşması sağlanmalıdır.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır. Saptanan bu bedel, hükümden önce depo ettirilmeli, böylece geçit bedelinin geç ödenmesinden doğabilecek sakıncalara meydan verilmemelidir. Aksinin kabulü, maddenin amacı ile de çelişir. Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 672. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir. Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri de davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı 116 parsel sayılı taşınmazı için 118, 1790 ve 120 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulması isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, 118, 119 ve 1790 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Hükmü, aleyhine geçit kurulan taşınmaz malikleri temyiz etmişlerdir.
Davacı taşınmazının genel yola bağlantısının olmadığı sabittir. Uygun güzergahın saptanması için yapılan keşiflerde çeşitli alternatifler saptanmış, 18.12.2000 tarihli raporda geçit 2 olarak işaretlenen ve 1790 parsel sayılı taşınmazda kalan 186 metrekare yerin Orman Bölge Müdürlüğünce davacı tarafa 25 yıllığına geçit izni verilen yerde nazara alınarak 21.11.2001 tarihli raporda geçit 1 olarak işaretli yerin uygun olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Ancak bu yer orman dışına çıkarılan ve mülkiyeti Hazineye ait olan yerlerdendir. Orman Bölge Müdürlüğünün 21.9.2001 tarihli geçiş izni tapu maliki Hazineyi bağlamaz. Kaldı ki, daimi irtifak hakkı olarak kurulan geçidin 25 yıllık geçici izin verilen yerle bağlantılı olarak tesisi de geçit hakkını amacıyla bağdaşmaz ve kesintisiz yola ulaşma ilkesine de uymaz. Açıklanan nedenlerle, 18.12.2000 tarihli raporda Geçit 3 olarak işaretli yerde yeniden değerlendirilerek ve geçit hakkının daimi irtifak niteliğinde olduğu, ihtiyacın ortadan kalkması ve buna bağlı olarak terkine kadar devam edeceği de gözetilerek bir hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 21.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy