(1086 S. K. m. 237)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 3.10.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 12.3.2003 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.9.2003 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili ile karşı taraftan davalı vekili geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Hukuk düzeninde istikrar sağlama amacı taşıyan kesin hüküm, hükme karşı yasa yollarının tükenmesi (şekli anlamda kesin hüküm) ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin bir daha dava konusu yapılmaması (maddi anlamda kesin hüküm) şeklinde Hukuk Yargılama sistemimizde yer almaktadır.
Şekli anlamda kesinleşmeyi zorunlu kılan, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yeniden dava konusu yapılmaması amacı güden maddi anlamda kesin hüküm HUMK.nun 237 maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddeye göre kesin hükmün oluşabilmesi için
1- Dava konusunun, diğer bir anlatımla dava ile elde edilmek istenen sonucun aynı olması
2- Dava sebebinin, yani davanın dayanağı olan vakıaların aynı olması,
3- Ve davanın taraflarının aynı olması gereklidir.
Somut olaya gelince;
Davacılar miras yolu ile intikal eden taşınmazın 15 dönümünün adlarına, kalan kısmının ise Hazine adına tescil edildiğini belirterek bu kısmın Medeni Kanunun 655. maddesi gereğince adlarına tescili isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı Hazine davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tarafları davacılar ile davalının olduğu Kadastro Mahkemesinin 1988/192 E. 1989/288 sayılı kararının kesin hüküm oluşturduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan kanıtlara ve dosya içeriğine göre davacıların temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak HUMK.nun 237.maddesi uyarınca kesin hükümden söz edilebilmesi için yukarıda içeriği açıklanan koşulların birlikte bulunması gerekli olup, mahkemece kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen Kadastro Mahkemesinin 1988/192 E. 1989/288 K. sayılı dosyasındaki dava sebepleri ile eldeki dosyada ileri sürülen dava sebepleri aynı değildir.
Kaldı ki Hazine adına kayıtlı taşınmazlarda subjektif iyiniyetten de söz edilemeyeceğinden HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesinin düzeltilmesine ve düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 275.000.000 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına 23.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy