(4721 S. K. m. 747)
Dava : Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.11.2002 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.4.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunu'nun 747 inci maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunmasına rağmen mevcut bu yolu gereksinimin karşılamayan taşınmaz maliki açabilir.
Bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine nisbi geçit ihtiyacı veya geçit yetersizliği denilebilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle taşınmazların önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltilmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesi isteğine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmazın müşterek mülkiyete konu olması halinde, paydaşlardan bir ya da bir kaçı dava açabilir.
Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması, geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi ilkesi gözönünde tutulmalıdır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, bir anlamda özünü komşuluk hukukundan almaktadır denilebilir. Bunun doğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri de esas alınmalıdır.
Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi de gözetilmelidir.
Bu nedenlerle de bir taşınmaz için 2,5-3 metre genişliğindeki bir yolun yeterli olacağı kabul edilmelidir.
Davacı yararına tesis edilen geçidin, genel yola kesintisiz ulaşması sağlanmalıdır.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır. Saptanan bu bedel, hükümden önce depo ettirilmeli, böylece geçit bedelinin geç ödenmesinden doğabilecek sakıncalara meydan verilmemelidir. Aksinin kabulü, maddenin amacı ile de çelişir.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri de davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava konusu 12 parsel numaralı taşınmazın geçit gereksiniminin bulunduğu açıktır. Mahkemece davanın kabulü ile 12 parsel numaralı taşınmaz yararına davalı Ali'ye ait 13 parselden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir. Ancak geçit kurulurken yükümlü taşınmazın ekonomik, geometrik ve kullanım bütünlüğünün bozulmaması gerekir. Mahkemece geçit kurulurken bu kural ihlal edilerek 13 parseli ikiye bölecek şekilde yol verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, davalı aşamalardaki savunmasında, davacıya ait 12 parselin 10 ve 11 parseller ile bir bütün iken birbirinden bölündüğünü, 11 ve 12 parsellerin etrafının duvar ile çevrili olduğunu ve giriş kapılarının 10 parsele açıldığını ve 10 parselin de güneydeki dereden geçerek yola çıktığını, bu güzergahında incelenmesi gerektiğini bildirmiştir. Bu durumda davalının 10, 11 ve 12 parsellerin bir bütünden bölünme olduğu yolundaki savunması incelenmeli, doğruluğu anlaşıldığı takdirde, bir taşınmazın paydaşları onu bölerken oluşacak parsellerin yollarını da sağlamak zorunluluğunda olduklarının gözönünde bulundurularak, davalının iddia ettiği ve davacının önceden kullandığını söylediği güzergah incelenmeli ve 10 parselin güneyindeki derenin kuru dere olup olmadığı, yol olarak ne şekilde kullanılabileceği incelenmeli ve diğer alternatiflerle birlikte olumlu ve olumsuz yönleri irdelenmeli ve varılacak sonuca göre tespit edilecek güzergahtaki parsel sınırlarını takiben geçit hakkı kurulmalıdır. Bu nedenlerle eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 30.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy