(818 S. K. m. 238/2) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.8.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.9.2001 günlü hükmün Yargıtayca bir kısım davalılar tarafından incelenmesi istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların miras bırakanı Gülbahar'ın noterde 29.12.1972 tarihinde düzenlenen hibe senedi ile dava konusu 89, 96, 97, 169, 173 ve 260 parsel sayılı taşınmazlardaki adına kayıtlı hisseleri müvekkili oğlu davacıya hibe ettiğini, aynı tarihte noterce tasdik edilen ferağatname ile de diğer mirasçıların dava konusu taşınmazlarda miras bırakanlardan kendilerine intikal edecek hisseden feragat ettiklerini ileri sürerek tapu iptali ve pay tescili istemiştir. Davalı Dursun davayı kabul etmiş, diğer davalılar ise davanın reddini savunmuşlardır.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların tapuda kayıtlı olduğu hususunda uyuşmazlık yoktur. Maddi olay, tapulu taşınmazın bağışlanması taahhüdünden ibarettir. Borçlar Kanunun 238/2. maddesi uyarınca "bir gayrimenkulün yahut gayrimenkul üzerindeki bir hakkın bağışlanması taahhüdü ancak resmi senetle yapılmış ise muteber olur."
Bu resmi senedin de 2644 Sayılı Tapu Kanunun 26. maddesi gereğince "tapu sicil muhafızı veya memuru tarafından düzenlenmesi" gerekir. Ancak bu biçimde düzenlenen senedin resmi senet olarak kabulü mümkündür. Noterlerin ise, tapulu taşınmazların bağışlanmasına ilişkin senedi düzenleme yetkileri yoktur. Yukarıda açıklanan şekilde tapu sicil muhafızı veya memuru önünde yapılmayan, bu hali ile geçersiz olan senede değer verilmesi doğru görülmemiştir. Ancak; davalı Dursun yargılamalar sırasında davayı kabul ettiğini bildirmiştir. HUMK.nun 95. maddesi gereğince kabul kat'i hükmün neticelerini doğurur. Bu durumda mahkemece, dava konusu taşınmazlarda miras bırakan Gülbahar'dan davalı Dursun 'a intikal eden hissenin iştirak bozulmadan iştirakçiler arasında bulunan davacı adına tesciline, diğer davalılara intikal eden hisseler yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın tümü ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 4.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy