(4721 S. K. m. 718, 724) (1086 S. K. m. 417)
Dava : Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 8.4.2002 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 4.3.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Medeni Kanun'un 724. maddesi uyarınca açılan temliken tescil isteğine ilişkindir.
Medeni Kanun'un 718/2 maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Medeni Kanunun 724. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise, yapı sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için:
1-Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla bir yapı yapılmış olmalıdır.
2-Anılan maddede bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir.
3-Bu yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir. ( subjektif koşul )
4-Yapının, dava tarihine göre hesaplanacak değeri,zemin değerinden, açıkça daha fazla olmalıdır. ( objektif koşul )
5-Yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise, tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsar. Mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için de bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının mümkün olması gereklidir.
6-İptale konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine karar verilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar, ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı 19.4.1995 tarihli harici senet ile satın aldığını söylediği 37 ve 38 parsel sayılı taşınmazlar üzerine yaptığı binaların taşınmazlardan değerli olduğunu söyleyerek 37 ve 38 parsellerin tapusunun iptali ile temliken adına tescilini istemiştir.
Bir kısım davalılar; davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; davanın kabulü ile 37 ve 38 sayılı parsellerin tapusunun iptaliyle, davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından; taşınmazların bedelinin daha önce ödenmesine rağmen yeniden zemin bedeline hükmedilmesinin ve yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasının yanlış olduğu nedeniyle, Bir kısım davalılarca da; harici satış senedinin beş yıl süreli ve mahsül satışına ilişkin olmasına rağmen kabul kararı verilmesinin yanlış olduğu ve ayrıca 37 parsel yönünden zemin bedeline hükmedilmemesi yönlerinden temyize getirilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, özellikle yalnızca 37 sayılı parselin satımına ilişkin olan 19.4.1995 tarihli harici senede göre; temliken tescilin subjektif unsuru oluşmadığı halde 38 parsel yönünden de kabul kararı verilmesi;
37 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise; 1995 tarihli harici satış senedi nedeniyle subjektif unsur var ise de; bu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların yukarıdaki ilkede belirtilen şekilde "kalıcı" nitelikte bina kavramına giren türden olup olmadığı yeterince araştırılmadan ve ifraz koşulu üzerinde de durulmaması hususları yerinde görülmediğinden hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de; İptale konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktarın, ödenecek bedelden mahsubuna karar verilecek yerde yazılı olduğu şekilde 37 parsel yönünden bedel ödenmesine yer olmadığına karar verilmesi, ayrıca dava kabul edilmesine rağmen yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması ve davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması hususları doğru görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 6.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy