(4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.7.2002 ve birleşen davada 30.9.2002 gününde verilen dilekçeler ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.3.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Dursun vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunu'nun 747 inci maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunmasına rağmen mevcut bu yolu gereksinimin karşılamayan taşınmaz maliki açabilir.
Bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine nisbi geçit ihtiyacı veya geçit yetersizliği denilebilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle taşınmazların önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltilmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesi isteğine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmazın müşterek mülkiyete konu olması halinde, paydaşlardan bir ya da bir kaçı dava açabilir.
Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması, geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi ilkesi gözönünde tutulmalıdır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, bir anlamda özünü komşuluk hukukundan almaktadır denilebilir. Bunun doğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri de esas alınmalıdır.
Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi de gözetilmelidir.
Bu nedenlerle de bir taşınmaz için 2,5-3 metre genişliğindeki bir yolun yeterli olacağı kabul edilmelidir.
Davacı yararına tesis edilen geçidin, genel yola kesintisiz ulaşması sağlanmalıdır.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır. Saptanan bu bedel, hükümden önce depo ettirilmeli, böylece geçit bedelinin geç ödenmesinden doğabilecek sakıncalara meydan verilmemelidir. Aksinin kabulü, maddenin amacı ile de çelişir.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri de davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacılar 383 sayılı parselleri için, 389 ve 400 parsel sayıl taşınmazlar üzerinde geçit hakkı kurulmasını istemişlerdir.
Davalı 400 parsel sahibi Dursun; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; Davacı 383 parseli yararına, davalılara ait 389 ve 400 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden 5 mt. Geçit hakkı kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm; davalı Dursun U. tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; lehine ve aleyhine geçit kurulan taşınmazların verasetten iştirak halindeki maliklerinin tamamının davada usulünce yer almadığı görülmüştür. Taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmeyip, hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; 5 mt. eninde geçit kurulması, geçit bedelinin depo edilmemiş olması ve masrafların davalıya yüklenmesi doğru değildir.
Mahkemece; Yukarıda ilkede yazılı kurallar çerçevesinde ve geçidin tek parselden verilmesi seçeneği de değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, itirazlarının kabulü ile, hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy