(743 S. K. m. 668)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.8.2001 tarihinde verilen dilekçe ile irtifak hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen 19.11.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Müzzeyen Erenoğlu vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan önceki Medeni Yasanın 668. maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulmasına ilişkindir.
Anılan madde uyarınca Gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamıyla ve peşin tazmin olunmak şartıyla mülkünün altından veya üstünden su yolu ve gaz ve elektrik boruları geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok fazla masrafı mucip bulunur ise müsaade etmeğe mecburdur.
Mecra irtifakı kurulmasına ait davalarda istemin özelliği gereği en uygun yerin tarafların karşılıklı yararları gözetilerek aranması gerekli olup, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca en az gideri gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinde mecra kurulması gerekir. Yine kanun hükmünde belirtildiği şekilde, irtifak hakkının bedelinin hükümden önce mahkeme veznesine depo edilmesi gereklidir.
Somut olayda, davacı maliki olduğu salça fabrikası arıtma tesislerinin su ihtiyacının giderilmesi için davalıya ilişkin taşınmazdan bedeli karşılığı mecra irtifakı tesis edilmesini istemiştir.
Davalı, davacının su ihtiyacının yıllardır maliki olduğu 1707 parselin kenarından geçirilen su yolu ile karşılandığını, dava açılana kadar bu konuda aralarında herhangi bir sorun olmadığı, ancak davacının taşınmazı ikiye böler biçimde su yolu tesisini istemesinin doğru olmadığını, gerekli araştırmanın yapılması gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş hükmü davalı taraf temyize getirmiştir.
Davacıya ilişkin 3788 parsel s. taşınmaz üzerinde arıtma tesislerinin bulunduğu bu tesise gereken su ihtiyacının herhangi bir irtifak hakkı kurulmaksızın yine davacıya ilişkin 1722 parsel s. taşınmazda açılan kuyudan alınarak davalıya ilişkin 1707 parselden geçirilen su yolu ile karşılandığı taraflar arasında çekişmesizdir. Davalının, taşınmazından mecra geçirilmesi hususuna itirazı olmayıp, kanuni koşulların araştırılarak ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilerek önceden geçirilen su yolu da dikkate alınarak inceleme yapılmasını istemektedir.
Mahkemece kurulmasına karar verilen mecra hakkı taşımazı ikiye bölmektedir. Tapuda tarla olarak kayıtlı bulunan taşınmazın sınırlarından mecra geçirilmesi mümkün ise zirai bütünlüğü bozacak biçimde mecra tesisine karar verilemez. Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda hüküm kurulan alternatif dışında, davalıya ilişkin taşınmazın bölünmesine neden olmayan A-B-E ve F harfleri ile gösterilen seçeneğin hakkın niteliği ve kanun hükmüne göre daha uygun olmasına rağmen bu seçeneğe göre mecra tesisine karar verilmemiş olması, doğru olmadığı gibi mecra irtifak bedeli olarak tespit edilen bedelin hükümden önce mahkeme veznesine ya da mahkemece gösterilecek bir tevdi mahalline yatırılması gerekirken buna uyulmamış olması, ve davanın niteliği gereği, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken davalı tarafa yükletilmesi de,
Doğru görülmediğinden hükmün bu yönlerden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarını kabulüne, usul ve kanuna aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde yatırana iadesine, 17.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy