(1086 S. K. m. 186)
Dava : Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 5.8.1998 gününde verilen dilekçe ve birleştirilen dosyada davacı Mahmut tarafından verilen 13.8.1998 tarihli dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; Mahmut tarafından açılan davanın kabulüne, diğer davacılar istemlerinin reddine dair verilen 27.2.2003 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar Tayyar ve Lokman vekili duruşmasız olarak davalı tarafından istenilmekle, tayin olunan 4.11.2003 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Bir dava açıldıktan sonra da bireylerin sahip olduğu tasarruf özgürlüğü gereği dava konusu olan hak veya malın üçüncü kişilere devri mümkündür. Bu durumda bir dava şartı olan dava takip yetkisi ortadan kalkmış olduğundan, davanın açıldığı haliyle devam etmesi söz konusu olmayacaktır.
Mahkemece, dava konusunun üçüncü kişiye temliki resen dikkate alınacaktır. Ancak hakim, dava şartının ortadan kalkması nedeniyle davayı reddetmeyip, davayı veya savunmayı değiştirme yasağının bir istisnası olan HUMK'nun 186. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanmak üzere diğer tarafa önel verecektir.
Anılan maddeye göre,
a-Ya temlik edene olan davasından sarfı nazar ederek davasını dava konusunu temellük edene karşı yönelterek aynı konuyu dava etmeye devam eder. Bu durumda tarafta kanundan doğan bir değişme oluşur.
b-Yada temlik edene karşı davasını zarar ziyan davasına dönüştürür.
Somut olayda; Davacılar, davalıların murisi Sebahattin ile 8.4.1994 tarihinde noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile birleştirilen dosyada ise davacı Mahmut 17.8.1988 tarihinde noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu taşınmazı satın aldıklarını belirterek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Mahkemece Mahmut tarafından açılan davanın kabulüne, davacılar Tayyar ve Lokman tarafından açılan davanın kanıtlanamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Hüküm, istemi reddedilen davacılar ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacılar tescil isteklerinin dayanağını oluşturan satış vaadi sözleşmesi uyarınca, satış vaadinde bulunan Sebahattin'in tek mirasçısı olan Satu aleyhine tapu iptali ve tescil isteğiyle dava açmışlardır. Gerçekten de davanın açıldığı tarih itibariyle davalı Satu, taşınmazda pay sahibidir.
Ancak; dosyaya getirtilen tapu kayıtlarına göre davalı Satu dava açıldıktan sonra 18.11.1999 tarihinde taşınmazdaki payını, diğer paydaş Asiye'ye satmış, bu satış ile ( 144/1440 ) olan Asiye'nin payı ( 288/1440 ) olmuştur. O halde mahkemece, yukarıda da açıklandığı üzere davalının, dava açıldıktan sonra dava konusu taşınmazdaki hakkını devretmiş olması ve bu nedenle dava takip yetkisinin bulunmadığı gözetilerek, HUMK.nun 186.maddesi uyarınca davacılara seçimlik hakkını kullanmak üzere önel verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacılar vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının yatıranlara iadesine, 275.000.000 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak temyiz eden davacılara verilmesine, 4.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy