(1086 S. K. m. 74)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.12.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında murisin baba adı ve soyadının tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen 5.2.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzetme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak 8şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
25-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında yapılan inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve gerektiği hallerde vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı, O ili T İlçesi Tüysüz köyünde bulunan 104, 105, 106 ve diğer parseller hakkında Kadastro Mahkemesinin 29.5.1999 tarih 1994/42-1999/36 sayılı kesinleşen kararı ile oluşan tapu kaydında murisleri Duran ve Eşe'ye ait kimlik bilgilerinin yanlış yazıldığını belirterek nüfus kaydına göre düzeltilmesini istemişlerdir. Dava dilekçesinde dayanılan Kadastro Mahkemesinin anılan dosyasında ise, Tüysüz köyü 104. 105, 106, 107, 108, 109, 110 ve 241 sayılı parseller hakkında inceleme yapılmış, 107, 108 ve 241 sayılı parsellerin tamamının 104, 105, 106, 110 ve 109 sayılı parsellerin ise bir kısmının Hazine adına 104, 105, 106, 110 ve 109 parsel sayılı taşınmazların bir kısmının ise şahıslar adına tesciline karar verilmiştir.
Mahkeme, T ilçesi Tüysüz ve Maymunsuyu köylerinde kadastro mahkemesi kararında ve dava dilekçesinde belirtilmeyen, tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen murislere ait olup olmadığı tam olarak anlaşılmayan bir çok parsel hakkında kabul kararı vermiş, hükmü davalı vekili temyize getirmiştir.
HUMK.nun 74 .maddesi uyarınca, Kanunu Medeni ile muayyen hükümler dışında mahkeme her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlıdır. Dava dilekçesinde davacının hangi taşınmazların tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesini istediği tam olarak anlaşılmamaktadır. Yargılama sırasında da davacıya, isteminin ne olduğu açıklattırılmamış, talebin kapsamı belirtilmemiş, açıklanan ilkeler doğrultusunda tam bir inceleme yapılmamıştır. Bu nedenle öncelikle, davacının hangi taşınmazların tapu kayıtlarındaki yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istediği tespit edilmeli bu saptama yapıldıktan sonra yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişiler ile davacı murislerini aynı kişiler oldukları tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra bir karar vermek gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 22.9.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy