(4721 S. K. m. 716)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.7.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen 6.3.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, yüklenici Murat'tan 5 parsel sayılı taşınmaz üzerine kat karşılığı yapılmakta olduğu inşaattan bodrum katta bulunan 11 numaralı daireyi satın aldığını ve bu dairede oturmak ya da başladığını ileri sürerek anılan bağımsız bölüme ait tapu kaydının iptali ile adına tescil istemiştir.
Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin karar, Dairemizce: ...Dava konusu dairenin bölüşümü konusunda yazılı bir belge ibraz edilmemiş, arsa sahipleriyle yükleniciden hangisine bırakıldığı taraflarca kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece; 11 numaralı bağımsız bölümün paylaşım sözleşmesinin dışında tutulduğu kabul edilerek, arsa sahipleri ile yüklenici arasındaki paylaşımda 10 adet daireden 6 adetinin yükleniciye, 4 adetinin arsa sahiplerine verilmesi şeklinde kararlaştırılan genel oran dikkate alınarak temyize gelmeyen davalılar yüklenici Murat ve arsa sahibi Kevser yönünden davanın kabulüne, sadece temyize gelen arsa sahipleri Nazik ve Kamer'in payı üzerinde bu açıklamalar doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde de davanın bu davalılar hakkında da tamamen kabul edilmesi doğru görülmemiştir... gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozma kararı gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Uyuşmazlık konusu bodrum kata isabet eden bağımsız bölüm arsa payı 3/33 olup on misli ile büyütülmüş hali olan 30/330 paydan 6'ya 4 oranı üzerinden yapılan paylaşıma göre, bunun 18/330 payı yükleniciye, 12/330 payı da arsa sahiplerine ait olacaktır. Davalı paydaşların tümü hakkında hüküm kesinleştiğinde davacı yan adına tescile karar verilmiş olan arsa payı 18/330 oranına ulaşmış ve bu oranı da aşmamış olacak biçimde hüküm tesis edilmek gerekecektir.
Davaya konu daire Kevser, Nazik ve Kamer adına paylı biçimde tescilli olup bu bağımsız bölüme isabet eden 30/330 arsa payının her bir paydaşa dağılımı 10/330'ar pay biçimindedir. Bu paydaşların üçü de davada davalı safında yer almışlardır. Bunlardan Kevser kabule yönelik ilk hükmü temyiz etmemekle 6.12.2001 tarihli bu hükümle Kevser'e ait 10/330 payın davacı tarafa aktarımı kesinleşmiş olup, davacının toplam 18/330 payı için davalılar Nazik ve Kamer'den alması gereken pay 8/330 olup bu kadar bir pay için Nazik ve Kamer paylarından 4/330'ar payın iptali ile davacı adına tescile karar verilmesi gerekir iken bu paylarla örtüşmeyen ve oransal bir bağı da olmadığı anlaşılan ve infazının da yapılması olanaksız biçimde hüküm kurulması yasaya aykırı olup açıklanan nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 15.9.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy