(4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.12.2001 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.7.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 4277 parsel numaralı taşınmaza inşa edilen tesis nedeniyle davalının 184 ve 257 parselde bulunan mezarlığa giden yol ile çevre yolu arasında kalan kısmı koyduğu büzler nedeniyle yolun kullanılmasını engellediğini belirterek elatmanın önlenmesi ve kal isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yola elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
Dava konusu yer paftasında gerçektende yol olarak belirlenmiştir. Davacı yanın iddiası, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık anlatımları ile de davacı köy tarafından kadimden beri kullanıldığı saptanmıştır.
Nevarki; Karayollarınca dava konusu yeri de kapsayan kısım A çevre yolu nedeniyle kamulaştırılmış, yol çalışmaları tamamlanmıştır.
Davalı yanca büz döşenmek suretiyle kapatıldığı ve yol olduğu iddia edilen dava konusu yer ise, bu çevre yolu nedeniyle kamulaştırılan ve çevre yolu nedeniyle menfez olarak yapılan kısımdır.
Davacı köye ait mezarlık 184 ve 287 parsel numaralı taşınmazlarda olup, ulaşım kadastro çalışmaları sırasında belirlenen ve paftasında da gösterilen yoldan sağlanmakta iken bir kısmı çevre yolu çalışmaları nedeniyle kamulaştırma sahası içerisine alınmış ve A çevre yolu inşa edilmiştir. Bir başka deyişle, paftada belirtilen yol çevre yolu ile ortadan kaldırılmıştır. Davacı köy bu yolun açılmasından sonra çevre yolundan geçişin zorluğu ve açılan diğer yollarında daha uzun olması nedeniyle ulaşımını çevre yolu ile yapılan menfezden geçerek sağlamaya başlamıştır.
Bu arada davalı tarafından 4277 parsel numaralı taşınmaza inşa edilen tesisin atık sularının tahliyesini sağlamak amacıyla büzler döşenmiş ve bu nedenle menfezden yol olarak yararlanma olanağı ortadan kalkmıştır.
Davacı, bu nedenle elatmanın önlenmesi ve kal isteğinde bulunmuş, mahkemece de kadastroca büyük yol olarak belirlenen yolun çevre yolu olduğu nedeniyle kapandığı, köylülerin menfezden yol olarak yararlandıkları gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Her ne kadar kadastroca belirlenen yolun çevre yolunun yapımından sonra kullanılamadığı, mezarlığa giden diğer yolların uzun olması ve çevre yolundan geçişin zorluğu nedeniyle menfezden yol olarak yararlanıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; Karayolları 12.Bölge Müdürlüğünün 21.11.2001, İmar Müdürlüğünün 11.2.2002 tarihli yazıları kapsamında da belirtildiği üzere; kadastroca belirlenen yolun bir kısmının çevre yolu nedeniyle yapılan kamulaştırma sahası içerisinde kaldığı, yol niteliğinin bu nedenle ortadan kalktığı, menfezin ise A çevre yolu proje çalışması içerisinde, araziden çıkan yüzey sularının çevre yoluna zarar vermesini önlemek ve su akışını ( deşarjını ) sağlamak için inşa edildiği belirtilmiştir.
Belirtilen nedenlerle mahkemece gerek dava konusu menfezin kamulaştırma sahası içerisinde bulunması sebebiyle davacı yanın dava ehliyetinin bulunmadığı ve gerekse niteliği ve yapılış amacına göre fiili kullanım biçiminin menfeze yol niteliği kazandırmayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 11.4.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy