(1512 S. K. m. 44) (743 S. K. m. 634) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 4.9.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 21.3.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, satın almaya dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı, dava konusu taşınmazı davalıdan, önce adi yazılı senetle, daha sonra satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını belirterek tescil talebinde bulunmuştur. Ancak her iki sözleşmede satışa konu taşınmazın miktarı farklı olarak yazılmıştır.
Davacının dayandığı 30.7.1992 tarihli sözleşmede 120 metrekare arsa ve üzerindeki gecekondunun 140 milyon lira bedel karşılığında davacıya satıldığı, 24.12.1993 tarihinde Noterce düzenlenen satış vaadi sözleşmesinde ise ada ve parsel numarası hatalı yazılmakla birlikte 85 metrekare gayri menkulün 15 milyar lira bedel karşılığında davacıya satışının vaad edildiği belirtilmiştir.
Davacı, her iki sözleşmeye birlikte dayanarak; satış vaadi sözleşmesinde taşınmazın yüzölçümü olan 148 metrekare yerine yanlışlıkla 148 parsel numarasının yazıldığını ileri sürerek, çekişmeli 16 parsel sayılı gayrimenkulun tamamının adına tescilini istemiştir.
Davalı ise, taşınmazın tamamını satmadığını, 16 sayılı parselin üzerinde davalının gecekondusunun işgal ettiği 85 metrekare kısmını sattığını savunarak fazlaya ilişkin talebin reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller sonucu, davalının satmayı vaad ettiği yerin 16 parsel sayılı taşınmazın 120 metrekarelik kısmının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 120/148 hissenin davacı adına tesciline, 28/148 hissenin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, her iki taraf vekilleri hükmü temyize getirmişlerdir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve kararın dayandığı yasal nedenlere göre; davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin temyizine gelince;
Satış vaadi sözleşmesine konu yerin 16 parsel sayılı taşınmaz olduğu ve yüzölçümünün 148 metrekare olduğu konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen adi yazılı sözleşmeye mi yoksa satış vaadi sözleşmesine mi değer verileceği noktasında toplanmaktadır.
Medeni Kanun'un 634, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun değişik 26. maddeleri gereğince gayrimenkul satışına ilişkin sözleşmelerin resmi şekilde ve Tapu Sicil Muhafızı veya memuru tarafından, gayrimenkul satım vaadine ait sözleşmelerin ise Borçlar Kanununun 213. ve Noterlik Kanunu'nun 44. maddesinin 5928 sayılı kanunla değişik (B) bendi uyarınca Noter tarafından re' sen tanzim edilmesi şarttır.
Davacı tarafından ibraz edilen adi yazılı sözleşme şekle ait yasal şartı taşımadığından geçerli kabul edilemez. Buna karşılık taraflar arasında yapılmış olan satış vaadi ise geçerli bir sözleşmedir. Bu nedenle, uyuşmazlığın tarafların son iradelerini ortaya koyarak aralarında düzenlemiş oldukları satış vaadi sözleşmesi esas alınarak çözümlenmesi gerekirken geçerliliği olmayan haricen satış işlemine değer verilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 25.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy