(743 S. K. m. 671, 672) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 7.9.1999 ve 6.2.2001 tarihinde verilen dilekçeler ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 4.6.2002 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı DSİ Genel Müdürlüğü ve Hazine vekilleri ile davalı Mahmut Şahin tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 671 inci maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı bulunmayan (geçit yoksunluğu-mutlak geçit ihtiyacı, yolu bulunmasına rağmen bu yol ihtiyacını karşılamayan (geçit yetersizliği-nispi geçit ihtiyacı) taşınmaz maliki açabilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle taşınmazların önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesi isteğine ait davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmazın müşterek mülkiyete konu olması halinde, paydaşlardan bir ya da bir kaçı dava açabilir.
Mahkemece, geçit saptanırken taraf yararlarının gözetilmesi gerekeceği ilkesi de davanın bir sair belirleyici unsurudur. Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması, geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan almaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri de esas alınmalıdır. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi de gözetilmelidir. Bu sebeplerle de tapuda tarla niteliği ile kayıtlı bir taşınmaz için 2,5-3 metre genişliğindeki bir yolun yeterli olacağı kabul edilmelidir.
Davacı yararına tesis edilen geçidin genel yola kesintisiz ulaşması sağlanmalıdır.
Saptanan geçit sebebiyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır. Saptanan bu bedel, hükümden önce depo ettirilmeli, böylece geçit hakkı sahibinin bu bedeli kendi yararına kullanarak, yıllar sonra ödemesi önlenmelidir. Aksinin kabulü, maddenin amacıyla da çelişir.
Çoğu kez geçit için takdir edilen değeri de aşan yargılama giderlerinden, uygun yolun saptanmasında kişisel isteği önemli olmayan davalı sorumlu tutulmaktadır. Yargılama giderinden sorumlu tutulmanın temelinde dava açılmasına sebebiyet verme ve davaya karşı çıkma olgusu yatmaktadır. Ancak geçit hakkının tesisinde görüldüğü gibi davalı yanın iradesi dışında başka etkenler de rol oynamaktadır. Bu sebeple yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekmektedir. Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi de bu sonuçla örtüşmektedir.
Kurulan geçit hakkının Medeni Yasanın 672. maddesi uyarınca tapu siciline kaydı da gereklidir.
Somut olayda, davacı taşınmazı için yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak, geçit hakkı tesis edilmiştir. Ancak yapılan yargılama giderlerinin davalılardan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediği için Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasanın 438/7. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasında yargılama giderlerine ait bendin düzeltilerek, hükmün düzeltilmiş haliyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda yazılı nedenlerle; hüküm fıkrasından, yargılama giderlerini düzenleyen 3, 4 ve 5 numaralı bentlerin çıkartılmasına, yerine Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, cümlesinin eklenmesine, hükmün bu biçimde düzeltilerek ONANMASINA, 11.04.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy