(4721 S. K. m. 702/son)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 3.9.2002 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.5.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, yola ve çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkeme, davacının 4263 parsel sayılı taşınmazda babasından gelen pay nedeniyle diğer mirasçılarla birlikte iştirak halinde malik bulunduğu, davanın yola elatmanın önlenmesi isteğine ilişkin olup, davalının çaplı taşınmaza elatmasının bulunmadığı bu haliyle terekedeki hakların korunmasına dair bir talebin bulunmadığı, davacının bu davayı yalnız başına açıp yürütemeyeceği ve diğer mirasçıların davaya katılımını sağlamak üzere verilen kesin süreye uymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir. Davacı taşınmazda babasından gelen pay nedeniyle maliktir. Dava dilekçesindeki talebine göre yola ve çaplı taşınmaza davalının elatmasının önlenmesini istediği açıktır.
1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunun 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını isteyebileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri bu şekilde elatmanın önlenmesi davası açabilir.
Kabule göre de davalının yalnızca yola elatmasının bulunduğu çaplı taşınmaza bir elatmanın bulunmadığının anlaşılması halinde ise genel yoldan yararlanma hakkı bulunan herkesin yola elatmanın önlenmesi davası açabileceği gözetildiğinde, davacının böyle bir davayı da tek başına açıp yürütebileceği tabiidir.
O halde mahkemece, taraf delilleri toplanarak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, aksine düşünce ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 3.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy