(1086 S. K. m. 92)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.10.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.5.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili; Ağustos 1939 tarihli eski tapu ile müvekkili Hasan ve ölü Bilal ın yarı hisse ile maliki oldukları 1000 metrekarelik taşınmazın, kadastro çalışmaları sırasında 527 parsel içinde davalılar adına tespit görüp tescil edildiğini söyleyerek, dava konusu 527 parsel sayılı taşınmazdan 1000 metrekarelik iptali ile müvekkilleri adına tescilini istemiştir.
Davalı Melek hariç, tüm davalılar açılan davayı kabul etmişlerdir.
Mahkemece; hak düşürücü süreden dolayı davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Kabul davalının, davacının talep sonucuna muvafakat etmesidir. Kabul ile dava sona erer, mahkemenin de davanın kabul nedeniyle kabulüne karar vermesini gerektirir. Dosyanın incelenmesinde, davalı Melek hariç, tüm davalıların davayı kabul ettiği anlaşılmaktadır. Davalılardan Osman, son oturumda davanın reddini savunmuş ise de, 22.11.2001 tarihli oturumdaki usulünce kabul beyanı ve "kabulden dönülmezlik" ilkesi çerçevesinde durumunun değerlendirilmesi gerekir.
Mahkemece yapılacak keşif sonucu 527 parselin davacıların tapuları kapsamında kaldığı belirlenen 1000 metrekarelik kısmı için bu bölümün ifrazı ile bu kesimde davayı kabul edenler yönünden davanın kabulü ile tapunun iptali ve tesciline karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 2.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy