(818 S.K. m. 11, 12, 158, 213) (743 S.K. m. 634) (4721 S.K. m. 706)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 6.1.1999 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil ve cezai şartın tahsilinin istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.3.2002 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 4.2.2003 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Av. M. A. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra davalılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içe risindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Vesile vekili, 221 ada 1 parsel sayılı 8.276 metrekare yüzölçümündeki tarlanın 11/20 payının müvekkilinin oğlu Akif adına kayıtlı iken tapudan 24.1.1996 tarihinde davalı Hasan'a satıldığını, ancak bu satışın gerçek bir satış olmayıp müvekkilinin oğlunun anılan şahıstan almış olduğu borcun teminatı olarak gerçekleştirildiğini, borç ödendiğinde taşınmazın iadesini sağlamak bakımından davalı Hasan'ın 16.7.1997 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile söz konusu 11/20 hisseyi davacı Vesile'ye satmayı vaad ettiğini, bilahare satış vaadi hükümlerinden vazgeçerek davalı Hasan, müvekkilinin oğlu Akif ve dava dışı Hamit arasında 8.10.1998 tarihli adiyen bir sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşme ile taşınmazın 11/20 payına tekabül eden 4551 metrekare yerin 2500 metrekarelik kısmına tekabül edecek payın Hamit isimli kişiye satılarak bedelinin davalı Hasan tarafından tahsil edilmesinin, böylece Hasan'ın müvekkilinin oğlu Akif'ten olan alacağının ödenmesinin, kalan payın da Vesile'ye bedelsiz olarak devredilmesinin kararlaştırıldığını, davalı Hasan'ın bu anlaşmaya aykırı davranarak 11/20 payı bütünüyle, tapudan, Hamit'in kayınpederi olan diğer davalı Hüseyin'e muvazaalı olarak sattığını belirterek 2051 metrekare için tapu iptali tescil ve 1.000.000.000. Lira cezai şartın tahsilini terditli olarak da 1.500.000.000 Lira tazminat ile 1.000.000.000 Lira cezai şartın tahsilini istemektedir.
Mahkeme; davanın ilk kademe istek yönünden kabulüne karar vermiş, hükmü; davalılar vekili temyiz etmiştir.
Açıklanan iddia biçiminden de anlaşılacağı üzere; davacı vekili satış vaadi sözleşmesine dayalı bir hak talep etmemektedir. Adiyen düzenlenmiş 28.10.1998 tarihli sözleşme uyarınca istekte bulunulmakta, satış vaadi sözleşmesi muvazaa iddiasının kanıtı olarak ileri sürülmektedir. Nitekim satış vaadi sözleşmesinde 11/20 payın satışı vaad edildiği halde bu pay için cebri tescil istenmemekte, adi sözleşme uyarınca 2051 metrekare için tapu iptali ve tescil istenmektedir.
Davacı tarafça ileri sürülen muvazaa vakıası, iddiaya göre davacının oğlu ile davalı Hasan arasında gerçekleşmiş, davacının oğlu tapudaki 11/20 payını borcun teminatı olarak Hasan'a devretmiş, o da daha sonra adi sözleşme hükümlerine aykırı davranarak, muvazaalı bir biçimde diğer davalı Hüseyin'e satmıştır.
Şu hali ile ileri sürülen muvazaa vakıalarına dayalı olarak bir hak talebi söz konusu olacak ise; bunu davacının değil ayni hakkı tapudan devreden davacının oğlu Akif'in ileri sürmesi gerekir. Bunun yanı sıra davacının, satış vaadi sözleşmesi uyarınca talepte bulunmayıp adi sözleşme uyarınca talepte bulunduğu da gözetilecek olursa; Medeni Kanunun 634, Borçlar Kanununun 213 ve Noterlik Kanunu'nun 89'ncu maddelerine göre resmi biçimde yapılmayan akit geçerli olmayacağından, bu sözleşmedeki cezai şart hükmü de geçerli olmayacağından, esasen davacı adi sözleşmede de taraf olmadığından yazılı olduğu şekilde davanın kabulü doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine, ( 275.000.000 ) Lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4.2.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy