(818 S. K. m. 19)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.12.1999 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.11.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi, inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona yani inanç gösterene geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmeleri anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, iddiayı doğrular nitelikte inanç gösterilenin elinden çıkmış bizzat tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Böyle bir belgenin varlığı halinde kanıt için başka bir delile gerek yoktur. Böyle bir belgenin bulunmaması halinde ise en azından olayın tamamının ispatına yeterli olmamakla birlikte bunun vukuuna delalet edebilecek ve karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin söz konusu olması halinde, ise tamamlayıcı delil yolu açılmış olacağından inanç sözleşmesinin tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkün olabilir.
Bunların hiçbirinin olmaması durumunda, davacı taraf delilleri arasında yemine de dayanmışsa, mahkemece davalıya yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılması gerekir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, dava konusu 1723 parsel sayılı taşınmazı davalı babası ile birlikte 1974 yılında izale-i şuyuu davası sonucunda yapılan ihalede satın aldıklarını, aile büyüğü olarak tapunun babası adına çıkarıldığını, daha sonra taşınmazın üzerine yine birlikte çalışarak üç katlı bir bina inşa ettiklerini belirterek taşınmazın 1/2 sinin iptali ile adına tescilini istemiş ve mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davaya konu olayda davacının ileri sürdüğü iddiaları doğrulayan babasının eli mahsulü bir belge mevcut olmadığı gibi yazılı delil başlangıcı sayılır nitelikte bir belgeye de dayanılmamıştır. Bu haliyle dava redde mahkum ise de, davacı dava dilekçesinde her türlü delile dayandığını da bildirmekle yemin deliline de dayanmış sayılacağından davacıya yemin delilini kullanıp kullanmıyacağı hatırlatılarak sonucu uyarınca hüküm kurulması gerekir. Bu yönler üzerinde durulmadan davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 6.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy