(4721 S. K. m. 668)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 2.7.2001 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.8.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılara ait taşınmazlardan geçen kadim suyolunun bulunduğunu, davalıların bu yerden faydalanmasına engel olduklarını ileri sürerek kadim arkdan su geçirilmek suretiyle taşınmazının sulanmasının sağlanmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; suyolunun 2758, 2736 ve 2734 numaralı parsellerden geçtiği halde davacının sadece 2758 parsel malikine karşı dava açtığı, diğerlerine karşı açılmış bir dava bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü; davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan önceki Medeni Kanunun 668. maddesi uyarınca Gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamıyla ve peşin tazmin olunmak şartıyla mülkünün altından veya üstünden su yolu, gaz ve elektrik boruları geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok fazla masrafı mucip bulunur ise, müsaade etmeğe mecburdur.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle aşağıdaki hususlar üzerinde durmak gerekmektedir. Şöyle ki;
1- Öncelikle davacının suyolu ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.
2- İrtifak hakları taşınmazla leh ve aleyhine kurulduğundan, leh ve aleyhine irtifak kurulacak taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer almaları sağlanmalıdır.
3- İrtifak hakkının kurulabilmesi için öncelikle çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az gideri gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden bu hak kurulmalıdır.
4- Mecra irtifakının bağlanacağı suyolu ya da kaynağı ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlanmalıdır.
5- Suyolunun niteliği suyun nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek karar da gösterilmelidir.
6- İrtifak hakkının bedeli, taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir.
7- Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
8- Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava dilekçesinin içeriğinden davacının açıkça ne istediği anlaşılamamaktadır. Davacının isteğinin mecra hakkı kurulmasına ilişkin olup olmadığı, alınacak suyun kaynağı ve geçtiği yerin neresi olduğu davacıya açıklattırılmalı, davada mecra hakkı kurulması şartları varsa su yolu geçecek taşınmaz maliklerinden davada yer almayanlar aleyhine açılacak davanın bu dava ile birleştirilmesi yoluna gidilmesi ya da eldeki davada harçlı dilekçe ile davaya dahil edilmelerinin sağlanması ve deliller toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar yerine getirilmeksizin yazılı nedenlerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 26.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy