(4721 S. K. m. 747)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 9.7.2002 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 16.9.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 1127 ve 1128 parsel sayılı taşınmazları lehine davalıya ait 1120 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı istemiş, mahkemece yol için uygun güzergahın dava dışı başka parseller olduğu ve bu nedenle husumet yokluğundan davayı ret etmiştir. Bu karar Dairemizce eksik inceleme ve araştırma nedeni ile bozulmuş, mahkeme bozmaya uymuş ve bu kez dava yine husumet yokluğundan ve davacının sınırından geçen kuru dereyi ıslah ederek kullanabileceği gerekçeleri ile red edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli görülmemiştir. Şöyle ki; öncelikle bu tür davalarda leh ve aleyhine geçit istenen tüm taşınmaz maliklerinin davada yer almaları sağlanmalıdır. Eğer yargılama sırasında dava açılanlar dışında başka bir taşınmazdan da geçit tesis edilmesinin gerektiği belirlendiği takdirde, bu yeni taşınmaz malikleri hakkında ya usulünce dava açılıp eldeki dava ile birleştirilmeli ya da usul ekonomisi açısından harcı da verilmek suretiyle bu davaya dahil edilmesi sağlanmalıdır. Bu nedenle 1126 parsel sayılı taşınmaz maliklerinin davada yer almaması ve mahkemenin bu nedenle 1126 parsel maliklerinin sonradan davaya katılmalarının usul açısından mümkün olmadığı gerekçesi doğru değildir.
Diğer taraftan; davacı eskiden beri davalı 1120 parselden geçerek yola ulaştığını, kadim yolu olduğunu ve 1120, 1126, 1127 ve 1128 parsellerin önceden bir bütün iken sonradan bölündüğünü ve bölünme sırasında davalıya ait taşınmazdan yol bırakıldığını savunmuştur. Davacının bu savunmaları da incelenmemiştir. Eğer davacının iddiaları doğru ise geçit yükümlülüğünün birbirinden bölünen ve eskiden beri kullanılan güzergahtaki parsellere yükletilmesi gerekir.
Ayrıca, mahallinde yapılan keşif sonucu alınan ve fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda; davacı parsellerinin doğusundan geçen kuru sel deresinin düzeltilerek hem su yatağı ve hem de yol olarak kullanılacağını belirtilmiştir. Oysa, dere hususunda fen bilirkişisi böyle bir görüş bildirmeye ehil değildir. Derenin yol olarak kullanılıp kullanılmayacağı hususunda uzman bilirkişi (Jeoloji mühendisi ile birlikte ziraat mühendisi) görüşü alınmalıdır. Ayrıca derenin ıslahı için gereken masraflarında hesap ettirilmesi gerekir.
Tüm güzergahlar belirlenip, ayrıntılı bir şekilde birbirleriyle kıyaslanıp, tercih edilme ve edilmeme nedenleri açıklanarak ortaya çıkan en uygun ve en ekonomik güzergahtan geçit tesis edilmelidir. Açıklaması yapılan tüm bu nedenlerle hükmün bir kez daha bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 13.11.2003 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy