(4721 S. K. m. 747)
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.5.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.7.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Mustafa Çötel vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun uyarınca, bir davanın açıldığı tarihteki koşullara göre irdeleneceği kuşkusuzdur. Bu nedenle de, geçit hakkı davalarında geçit bedelinin dava tarihine göre belirlenmesi genel kuraldır. Ancak, bir davanın yıllarca sürdüğü olgusu karşısında, geçit davalarında fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin egemen olduğu da gözetildiğinde, geçit için öngörülen tam bedelin, dava tarihine göre saptanması mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağdur edilmesine yol açabilir. Kaldı ki, davacı yanın yargılamayı uzatmaya yönelik tutum içerisine girmesine de neden olabilir.
Açıklanan nedenlerle, öncelikle, geçit bedeli saptanırken, dava tarihindeki değer üzerinden hesaplama yapılması, hüküm tarihi nazara alınarak, dava tarihi ile hüküm arasında taşınmaz değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek bir sürenin geçmesi halinde ise, yeniden değer tespiti ile bu bedelinde hükümden önce depo ettirilmesi gerekmektedir. Böylece fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi doğrultusunda, davacının hakkın kötüye kullanılması sonucu doğuracak davranışlarının da önüne geçilmiş olacaktır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, 16.5.2001 tarihinde 6 parsel sayılı taşınmazı için davalılara ait taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Mahkemece, davalı Mustafa Çötel'e ait 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir. Davalının temyizi üzerine, geçit bedelinin hangi verilere göre saptandığının belirlenmemesi ve bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği gerekçeleriyle, ayrıca geçit bedelinin hükümden önce depo edilmesi gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine mahkemece, yeniden keşif yapılmamış ancak bozma incesi 9.10.2001 tarihli keşifteki yerel bilirkişi beyanı doğrultusunda geçit bedeli saptanarak, bu bedel üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan ilke uyarınca, 9.10.2001 tarihli keşifteki yerel bilirkişinin değer beyanı ile bozmadan sonra yapılan 29.5.2003 tarihli keşifteki değer beyanı arasındaki farklılığa rağmen mahkemece neden ilk keşifteki değerin esas alındığı açıklanmamıştır. İkinci keşifte saptanan farklılık taşınmazın geçen süreçte değer kazanmasından kaynaklanmakta ise, bu değer üzerinden geçit bedeline hükmedilmesi gereği üzerinde durulmamıştır. Bu yön ve ayrıca depo ettirilen bedelin kime ödeneceği hususunda hükümde açıklık bulunmaması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 21.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy