(3194 S. K. m. 18/9) (743 S. K. m. 618, 644) (3402 S. K. m. 19) (2981 S. K. m. 10/c)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı Emine aleyhine 21.1.2000 gününde verilen dilekçe ile tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve beyanlar hanesindeki şerhin terkini istenmesi üzerine davalı tarafından temliken tescil talebinde bulunulmuş yapılan duruşma sonunda; ilk davanın kabulüne, karşı davanın da reddine dair verilen 20.3.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ( k.davacı ) vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, imar uygulaması sonucu oluşan 8 parsel sayılı taşınmazları üzerinde davalı Emine'ye ait ev olduğunu belirterek, elatmanın önlenmesini, binanın yıkılmasını ve beyanlar hanesindeki şerhin terkinini talep etmişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuş, ayrıca karşılık dava açarak, imar uygulaması öncesi 93 parsel sayılı taşınmaz üzerine iyi niyetle ev yaptığını ancak, taşınmazın hükmen davacılar adına tescil edildiğini ileri sürerek bedeli karşılığı yerin adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi, kal ve beyanlar hanesindeki şerhin terkini isteminin kabulüne, temliken tescil isteminin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Emine temyiz etmiştir. Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve dosya içeriğine göre Mahkemece temliken tescil isteğinin reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük görülmemiştir.
Elatmanın önlenmesi, kal ve beyanlar hanesindeki şerhin terkini istemi yönünden verilen hüküm ise aşağıdaki nedenlerle yerinde görülmemiştir.
Dava konusu taşınmaz, kadastro çalışmaları sırasında 93 parsel sayılı taşınmaz içinde tespit edilmiştir. Emine'nin tespite itirazı üzerine, Kadastro Mahkemesince, dava konusu taşınmazın Emine'ye satıldığını ancak bu satışın geçersiz olduğu gerekçesiyle reddedilmiş, binanın Emine'ye ait olduğunun şerhine karar verilmiş ve hüküm kesinleşmiştir. Kadastro Mahkemesinde yargılama sürerken 93 parsel imar uygulamasına tabi tutulmuş, dava konusu yer de 8 parsel sayılı imar parseli kapsamında kalmıştır.
93 parsel sayılı taşınmazın kaydında konulan şerh, 8 parsel sayılı imar parseline de işlenmiştir.
Davada, çözümlenmesi gereken sorun 3402 sayılı 19.maddesi uyarınca konulan şerhin terkini koşulları ve imar uygulaması ile oluşan taşınmazlar üzerinde bulunan üçüncü kişilere ait taşınmazlara yönelik 3194 sayılı Yasanın 18/9. maddesi düzenlemesinin olayda uygulanıp uygulanamayacağıdır.
Dava konusu taşınmaz aynı zamanda imar parseli olduğu için öncelikle İmar Yasasındaki düzenlemelere değinmekte yarar vardır. Yasal ayrıcalıklar dışında, Medeni Kanunun 618 ve 644/2. maddelerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bunun ayrıcalıklarından birisi de 3l94 sayılı imar yasasının l8/9. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye "...Tamamının veya bir kısmının plan veya mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülmeyen yapılar ise, birden fazla parsele rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski sahiplerin tarafından kullanılmasına devam olunur." şeklindedir.
Getirilen bu özel hüküm ile, ayrılmaz parça ( mütemmim cüz ) olan yapı ile zemin arasındaki hukuki ilişki kesilmiş bazı durumlarda yapı, üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı yada ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerine kullanma imkanı sağlanmış, zemin malikinin tasarruf gücü kısıtlanmıştır.
298l sayılı yasanın 3290 sayılı yasa ile değişik l0/c maddesi de aynı doğrultuda hüküm getirilmiştir.
Yukarıda açıklanan ayrıcalıklar ile, bir kimse kendi taşınmazı üzerine ayrılmaz parça ( mütemmim cüz ) niteliğinde yapı inşaa etmiş , imar uygulaması sonucu bu yer üçüncü kişiye ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan ,kusurlu sayılamamış ve imar parseli malikine karşı yapı sahibini koruma zorunluluğunu duyulmuştur.
3402 sayılı Yasanın 19/2 maddesinde taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye ait muhtesatın beyanlar hanesinde gösterileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile, muhdesat zeminin ayrılmaz parçası olduğu olgusu değiştirilmemiş, sadece sahibine tazminat isteme olanağı tanınmıştır.
Her iki düzenlemede de muhdesat sahibine tazminat ödenmesi olanağı tanımakta, imar uygulamasında ayrıca kullanım hakkında verilmektedir.
3402 sayılı Yasanın 19/2 maddesi uyarınca kurulan şerhin terkinini malik her zaman isteyebilir ancak; muhdesat bedelini ödemekle yükümlüdür. İmar Yasasına göre kullanımın önlenmesi içinde tazminat ödenmelidir. Her iki halde de ödenmesi gereken tazminat miktarı, yapının dava tarihindeki gerçek değeridir.
Somut olayda, binanın yıkılarak elatmanın önlenmesine ve beyanlar hanesindeki şerhin terkinine karar verilmiştir. Mahkemece, şerh gerek 3402 sayılı Yasanın 19/2 maddesi kapsamında gerekse 3194 sayılı Yasanın 18/9 kapsamında değerlendirilsin, terkin için bir bedel ödenmesi gerektiği gözetilmemiştir. Kal kararı ile birlikte davalı ancak, enkaz bedeline ulaşabilecektir ki, bu da usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenle, bedeli karşılığı şerhin terkini ve elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 16.4.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy