(1086 S. K. m. 39)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.3.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 8.4.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hazine, 13 parselde Kadir adına kayıtlı taşınmazın, meradan açılma olduğunu söyleyerek, tapunun iptali ile mera niteliğiyle Hazine adına sınırlandırılmasını istemiştir. Mahkemece, davalılardan Şerife nin 1973 yılında ölmüş olduğu ve ölü şahsa karşı dava açılamayacağı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm; davacı tarafından temyize getirilmiştir.
Tapu maliki Kadir 1955 tarihinde ölmüştür. Davalılardan Şerife nin dava tarihinden önce öldüğü sabittir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 1.6.1978 tarih 4/5 sayılı kararında vurgulandığı üzere, ölmüş bir kişiye karşı dava açılamaz. Ölü şahsa karşı açılmış davaya o kişinin mirasçılarına tebligat yapılmak suretiyle, mirasçılarına karşı devam edilemez. Ancak, eldeki davada ölü Şerife dışında başka şahıslarda davalı olarak yer almıştır. Bunlar hakkında açılmış olan dava hukuki varlıktan yoksun sayılamaz.
Kaldı ki Kadir'in yargılama aşamasında alınan veraset ilamında, davalı olarak gösterilen dava tarihinden önce ölmüş bulunan Şerife, mirasçı olarak yer almamıştır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece ölü Şerife aleyhine açılan davanın diğer davalılar hakkında yürütülen dava ile birlikte karara bağlanması mümkün bulunduğundan, işin esasına girilerek, tarafların delilleri toplanıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi isabetsiz olup, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy