(4721 S. K. m. 706, 716) (818 S. K. m. 213)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.5.2002 gününde verilen dilekçe ile satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 20.3.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı, 23.7.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu taşınmazlardaki babası ve annesinden kendisine intikal eden miras hak ve hisselerinin tamamını 60 milyon lira bedel karşılığında davacı kardeşine satmayı vaad etmiştir. Davacı, bu satış vaadine dayanarak tescil istemiştir.
Davalı tarafından, davacıya 25.7.1996 tarihli ihtarname tebliğ ettirilerek satış bedelinin ödenmediği gerekçesiyle sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiği bildirilmiştir. Davalı vekili, davacının satış bedelini sözleşme düzenlendikten sonra ödeyeceğini belirttiğini ancak sözleşme imzalandıktan sonra bedeli ödemeyeceğini söylemesi üzerine davalının bu ihtarnameyi çekerek akti feshettiğini, alıcının bedeli ödememesi nedeniyle dayanağı satış vaadi sözleşmesi hükümsüz kaldığından davacının tescil isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü temyize getirmiştir. Davacının tescil isteğinin kabulü için, sözleşmede kararlaştırılan bedelin ödenmiş olması gerekir. Dosyaya ibraz edilen satış vaadi sözleşmesini incelenmesinde; davalının dava konusu taşınmazlardaki babası ve annesinden kendisine intikal eden miras hak ve hisselerinin tamamını 60 milyon lira bedel karşılığında davacıya sattığı, satış bedelini nakten aldığı, hiçbir hak ve alacağı kalmadığı şeklindeki beyanını imzasıyla tasdik ettiği görülmüştür.
Davalı hernekadar satış vaadine konu taşınmazların satış bedelinin ödenmediğini ileri sürerek bu nedenle sözleşmeyi feshettiğini belirtmekte ise de, sözleşmede satış bedelinin ödendiği açıkça yazılıdır. Davalının, sözleşmedeki imzasının kendisine ait olmadığı yönünde bir itirazı da mevcut değildir. Bu durumda, satış bedelinin ödenmediği iddiasının aynı nitelikte bir yazılı belge ile ispatı gerekir. Davalı bu konuda sadece tanık dinletmiş olup, bedelin ödenmediğine ilişkin iddiasını kanıtlayabilmiş değildir. O halde, bedelin ödenmediği gerekçesiyle davacıya ihtarname tebliğ ettirmek suretiyle davalı tarafından aktin tek taraflı olarak feshi geçerli olmayıp taraflar arasındaki sözleşme ayaktadır. Bu itibarla, mahkemece davacının tescil talebi ile ilgili gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli olmayan bir gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy