(4342 S. K. m. 4, 5, 6) (1086 S. K. m. 221)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 5.6.2000 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 4.12.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 2820 parsel sayılı mera niteliğindeki taşınmaza elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir.
Dava, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı tarafından açılmıştır. Mera ve yaylaya elatmanın önlenmesini isteme hakkı kural olarak Hazine ile yararlanan Köy veya Belediye Tüzel Kişiliklerine aittir.
4342 Sayılı Mera Kanunu'nun 4. maddesinde mera, yaylak ve kışlakların hukuki durumu belirlenmiş, 5. maddede mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilecek yerler sayılmış, 6. maddede ise, mera, yaylak ve kışlakların tespit tahsis ve tahdit işlemlerinin Tarım ve Köy İşleri Bakanlığınca yapılacağı belirtilerek komisyonun kurulma ve çalışma şekli kurala bağlanmıştır. Anılan Yasanın 4/1. maddesinde meraların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu ve bunlardan yararlanma hakkının bir veya birden çok köy veya Belediyeye ait olacağı hüküm altına alınmış olduğundan; Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan meralar hakkında Hazinenin mülk sahibi olması sıfatı ile dava açma hakkının varlığını kabul etmek gerekir. Ayrıca Hazine dışında yukarıda belirtildiği üzere yararlanan Köy veya Belediyenin de dava açma hakkı vardır. Mera Kanunu'nun 6. maddesinde mera, yaylak ve kışlakların tespit tahsis ve tahdidinin Tarım ve Köy İşleri Bakanlığınca yapılacağı belirtilmiş olup, Bakanlığın yetkisi, tespit, tahsis ve tahsisin değiştirilmesi ile sınırlı olduğundan anılan Bakanlığa genel mahkemede mera, yaylak ve kışlaklar hakkında onları koruma ya da sahiplenmeye yönelik dava açma hakkı açık bir hükümle tanınmamıştır. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı genel bütçeye dahil idarelerden olmakla birlikte yasa ile verilen görevleri dışında mülkün sahibi olan Hazineyi doğrudan doğruya temsil etme yetkisi de bulunmadığından aktif dava ehliyeti yoktur. Davacının meraya elatmanın önlenmesi davası açma hakkının olmadığı HUMK. nun 221. maddesi gereğince mahkemece resen ve öncelikle gözetilerek davanın esasına girilmeden davayı, dava şartı olan sıfat yokluğu yönünden usulden reddetmesi gerekirken yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 26.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy