(4721 S. K. m. 718, 724)
Dava: Davacı Türkiye Dok. Gemi İş Sendikası Başkanlığı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.3.2003 tarihinde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.12.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Belediye Başkanlığı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Medeni Kanun'un 724. maddesi uyarınca açılan temliken tescil isteğine ilişkindir.
Medeni Yasanın 718/2. maddesine göre, arazinin mülkiyeti, o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Medeni Yasanın 724. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, zemin ile muhdesat arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise, bina sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için:
1- Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla bir bina yapılmış olmalıdır.
2- Anılan maddede bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından kullanılmalı, husumetin ise inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona yada onun külli haleflerine karşı ileri sürülmelidir.
3- İnşaatı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, sair bir anlatımla zeminin kendisine ilişkin olduğu, ya da 5.7.1944 günlü 12/26 s. İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir. (subjektif koşul)
4- Yapının, dava gününe göre hesaplanacak değeri, zemin değerinden, açıkça daha fazla olmalıdır.
5- Yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ilişkin taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise, tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsar. Mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için de bu kısmın ana taşınmazdan hukuken ve fiilen ifrazının mümkün olması gereklidir.
Tüm şartların olumlu olması ve davanın kabulüne karar verilmesinin uygun olacağı kanaatine varılması halinde ise iptale konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine karar verilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar, ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, davalılar ile birlikte paydaş oldukları taşınmaz üzerine davalı belediye payı üzerine intifa hakkı sahibi İlim Yayma Cemiyeti tarafından bina yapıldığını, bu binayı İlim Yayma Cemiyeti'nden satın aldığını ileri sürerek temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı Belediye, davaya bir diyecekleri olmadığını rayiç bedel üzerinden tazminat ödenmesi gerektiğini savunmuş, sair davalı yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, temliken tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Belediye, taşınmaz bedelinin eksik takdir edildiğini, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek temyiz etmiştir.
Yukarıda da açıklandığı gibi, Medeni Kanunu'nun 724. maddesi gereğince tescil isteme olanağı doğrudan kendi malzemesi ile başkasına ilişkin taşınmaz üzerine iyi niyetle bina yapan kişiye tanınmıştır. Davacı ise binayı dava dışı üçüncü kişiden satın aldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Kaldı ki, binayı yapan kişi de taşınmazdan yararlanma hakkına dayanarak bina yaptığından onunda temliken tescil isteme olanağı bulunmamaktadır.
Mahkemece, davanın temliken tescil isteminin koşullarının oluşmaması sebebi ile reddi gerekirken, yazılı sebeplerle kabulü doğru görülmediğinden hükmün davalı belediye yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının yukarda yazılı sebeplerle kabulü ile hükmün davalı Belediye yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere 07.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy