(818 S. K. m. 162) (YHGK. 26.10.2005 T. 2005/14-653 E. 2005/604 K.) (YHGK. 29.06.2005 T. 2005/14-386 E. 2005/419 K.)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 7.3.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 4.7.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 21.2.2000, 9.3.2000, 23.6.2000, 10.7.2000 ve 13.1.2002 tarihli satış vaadi sözleşmeleri ile dava konusu bağımsız bölümleri satın aldıklarını ileri sürerek davalı adına olan tapularının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece. davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak arsa maliki ile yüklenici arasında kat karşılığı inşaat yapılması hususunda sözleşme düzenlendiğinde ve sözleşme koşulları yerine getirildiğinde yüklenici kişisel hak kazanır. Yüklenici bu kişisel hakka dayanarak arsa sahibinden kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin mülkiyetlerinin adına nakledilmesini isteyebilir veya Borçlar Kanununun 162 ve onu izleyen maddeleri uyarınca yazılı olmak koşulu ile arsa sahibinin olurunu almaya gerek görmeden üçüncü kişilere söz konusu hakkını temlik edebilir. Üçüncü kişi de gerek sözleşme yaptığı yükleniciye gerekse arsa sahibine karşı temellük ettiği bu hakkı ileri sürme olanağına sahiptir. Ancak; tescilin sağlanabilmesi için yüklenicinin edimini tam olarak yerine getirmiş olması yada eksik bırakılan iş var ise bunların arsa sahibince katlanılabilecek ve pek az boyutta olması koşuluyla, yüklenici yada onun halefi olan kişilerce tamamlanması veya bedelin ödenmesi gerekir.
Somut olayda; Arsa sahibi R.K. inşaat sözleşmesi gereğince kendisine bırakılan10 numaralı bağımsız bölüm için davacı İsminaz, yükleniciye bırakılan 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı bağımsız bölümler için de yüklenicinin isteği doğrultusunda onun gösterdiği diğer davacılara satış vaadinde bulunmuştur. Davacı İsminaz'ın dayandığı satış vaadi sözleşmesi esas ve biçim bakımından hukuken geçerli ve tarafları bağlayıcıdır. çünkü davalı, noterde düzenlenen sözleşme ile kendisine bırakılan dairenin satışını vaad etmiştir. Bu nedenle davacı İsminaz'ın davasının kabulünde bir isabetsizlik yoktur.
Diğer davacıların davası ile ilgili davalının temyiz itirazlarına gelince; arsa maliki ile yüklenici arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince 3 parsel sayılı taşınmazda yapılan binanın kaçak ve ruhsat dışı yapılmış olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Böylece yüklenicinin inşaat sözleşmesinde belirtilen yükümlülüklerini yerine getirilmediği anlaşılmakla; mevcut duruma göre bu aşamada kişisel hak kazandığından söz edilemez. Yüklenicinin kazanmadığı kişisel hakkı temüllük eden davacılar A.K., KM., G.Y., O.S., D.K. ve Z.Y.nin de bu hakka dayanarak tescil isteme olanakları bulunmadığından davalarının reddine, sadece davacı İsmi naz'ın davasının kabulüne karar vermek gerekirken tüm davacılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 12.4.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy