(3194 S. K. m. 18) (2981 S. K. m. 10, 18)
Dava: Davacı Esen Gezer vd. vekili tarafından, davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı aleyhine 24.10.2000 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen 11.12.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Hukuk Genel Kurulu'nun 4.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi, tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
-Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
-Tahsise konu yerde 3194 Sayılı Yasanın 18.maddesi uyarınca imar planı veya 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
-İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
-Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
-Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
-Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması gerekir.
-İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması,
-Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 Sayılı Yasa ile değişik 2981 Sayılı Yasanın 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacılar Selami Ali mahallesinde bulunan mülkiyeti davalıya ait 488 ada 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazlarda tapu tahsis belgesi sahibi olduklarını, bu belgelere göre, tapu verme koşullarının oluşmasına rağmen davalının ferağ vermediğini belirterek, tapunun iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davacıların tapu tahsis belgesine dayanarak tescil istemeleri için gereken koşulların tamamlanmadığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermiş hükmü taraf vekilleri temyize getirmişlerdir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davacıların tapu tahsis belgesine dayanarak iptal ve tescil isteyebilmelerinin ilk koşulu, hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin olmasıdır. Taraflar arasında görülen ve kesinleşen İdare Mahkemesinin 1997/1029-1998/855 sayılı kararının gerekçesinde ....26.5.1997 tarihinde davacılara ait tapu tahsis belgelerinin iptal edilerek 27.5.1997 tarihli 1364 sayı ile tahsis hakkının iptali ile gecekondular için belirlenen enkaz bedelinin davacılar adına bankaya yatırılması ve adlarına Kartal Soğanlık Sosyal Konutlarında daire tahsisine ilişkin encümen kararı aldığını, bu durumun davacılara bildirildiğini, ayrıca Tapu Sicil Müdürlüğüne bildirerek tapudaki şerhin terkin edilmesinin istendiğini ve tapudaki şerhin terkin edilmesi nedeniyle davanın açıldığı ve imar affı yasaları uyarınca yapılan başvurular üzerine gerekli araştırma ve incelemelerin yapılmasından sonra kendilerine tapu tahsis belgesi verilerek tapuya şerh konulmasından sonra hiçbiri haklı neden olmaksızın tapudaki tahsis şerhinin kaldırılmasında hukuka aykırılık yoktur... denilmek suretiyle davacıların sadece tapudaki tahsis şerhinin silinmesi konusundaki işlemin iptalini istediklerinden bu işlemin iptaline karar verilmiştir. Mahkemece davacılara ait tapu tahsis belgelerine ilişkin dosyalar idare mahkemesinin 1997/1029-1998/855 sayılı dosyası ve 27.5.1997 tarih 1364 sayılı encümen kararı ilgili yerlerden getirtilmemiş, davacıların dayanağı tapu tahsis belgelerinin hukuken halen geçerli olup olmadığı araştırılmamıştır. Yapılan araştırma sonunda tapu tahsis belgelerinin halen geçerli olduğu saptandıktan sonra, nizalı parselin bulunduğu yerde imar uygulamasının yapılıp yapılmadığının ve diğer koşulların varlığının araştırılması gerekir. Çünkü dava konusu davacılar dayanağı tapu tahsis belgelerinin verildiği 16 ve 17 sayılı parseller 1994 yılında tevhit edilmiş ve 36 parsel olmuştur. Bilirkişiler raporlarında tevhit sonucu imar parseli olduğunu belirtmişlerdir. Nizalı yerde 3194 sayılı Yasanın 18. maddesi veya 3290 sayılı Yasa ile değişik 2981 sayılı yasa uyarınca ıslah imar planlarının yapılıp yapılmadığı ilgili yerlerden sorulmadığı gibi, bilirkişi raporlarındaki açıklamalar bu yönden yetersiz olup, imar uygulamasının yapılıp yapılmadığı hususunda kesin bir belirleme yapmaktan uzaktır. Yine tapu kaydında tapu tahsis belgesi sahibi olan kişilerle davacıların bağlantıları araştırılmamış, davacıların yer kullanma bedeli olarak davalının kendilerinden arsa bedelini aldığı, davalının ise arsa bedelinin ödenmediği hususundaki savunması da yeterince incelenmemiştir.
Belirtilen hususlar ve açıklanan ilke uyarınca inceleme ve araştırma yapılarak toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucu bir karar vermek gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine, 10.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy