(4721 S. K. m. 718, 724)
Dava: Davacı Mevlüt C. vekili tarafından, davalı Saim C. aleyhine 29.05.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.10.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Medeni Kanun'un 724. maddesi uyarınca açılan temliken tescil isteğine ilişkindir.
Medeni Kanun'un 718/2 maddesine göre arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Medeni Kanun'un 724. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, zeminle üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise yapı sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanımıştır. Bunun için:
1) Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde temelli kalması amacıyla bir yapı yapılmış olmalıdır.
2) Anılan maddede bina sahibine tanınan bu hak kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir.
3) Bu yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, diğer anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1994 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ilerde kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir. (Sübjektif Koşul)
4) Yapının, dava tarihine göre hesaplanacak değeri zemin değerinden açıkça daha fazla olmalıdır. (Objektif Koşul)
5) Yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise, tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsar. Mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için de bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının mümkün olması gereklidir.
6) İptale konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine karar verilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı vekili, 29.5.2002 tarihli dilekçe ile 173 parsel sayılı 4983 metrekarelik kerpiç ev ve tarla cinsli taşınmazın 1987 yılında amcası Mahmut C. adına kayıtlı iken 840 metrekarelik kısmını amcasından adiyen yazılı satış belgeleri ile satın ve teslim aldığını, üzerine iyi niyetle 60 metrekare büyüklüğünde besihane inşa ettiğini, ancak tapu maliki amcasının 12.4.2002 tarihinde taşınmazı tapudan muvazaalı olarak davacının kardeşi olan diğer davalıya satış yaptığını beyanla besihaneye isabet eden yeterli bir kısmın Medeni Kanunun 724. maddesi gereğince tazminat karşılığı temliken tescilini istemiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuş, son celse de davacı taraf evde bir hak iddia ediyorsa evin kullanım sahası kadar bir kısmın ifraz edilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Mahkemece davacının haricen satın aldığı 840 metrekare yer üzerinde 15 yıldan fazla iyi niyetle zilyet olarak besihane inşa ettiği, davalı kardeşin bu durumu bilmesi gerektiğini, bu nedenle kişisel hakkın muvazaa nedeniyle yeni malike karşı ileri sürebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne, fen bilirkişi raporuna göre ifrazı mümkün olduğundan keşif krokisinde A harfi ile gösterilen 840 metrekarelik yerin 1731 sayılı parselden ifrazı ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Davalı vekili; tapudan iyi niyetle satın aldıklarını, bu nedenle davanın reddi gerektiği gibi kabule göre de zemin bedeli ödenmediğini beyanla kararı temyiz etmiştir.
Dava Medeni Kanunun 724. maddesi gereğince temliken tescil isteğine ilişkin olup 07.07.2003 tarihli inşaat mühendisi keşif raporuna göre davacının nizalı kısma ahır ve samanlıktan oluşan 4.68x1190mctre ebadında briket duvarlı içerisi 2 odalı üstü betonarme bina yapılı olduğu besihane ve yemlik olarak 2.80 metre yüksekliğinde inşa edilmiş iş bu yapının temelli kalması amacı ile yapılmış bina tarifine uygun sayılamayacağından davada objektif unsur gerçekleşmemiştir.
Açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tesis edilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmişti.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca ilamın tebliğinden itibaren 15 günlük karar düzelme yolu açık olmak üzere, 24.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy