(1163 S. K. m. 56) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 5.11.1999 gününde verilen dilekçe ile inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.9.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 21.9.2004 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. Turan Aydoğan ile karşı taraftan davacı vekili Av. Celal Tuncer geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davalının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Somut olayda, inanç sözleşmesinin varlığı taraflar arasındaki 4.1.1984 tarihli satış sözleşmesiyle kanıtlanmış, mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda dava kabul edilerek uyuşmazlık konusu dükkanın 1/2 payı dava tarihindeki değeri üzerinden davacıya aktarılmıştır. Burada tüm sorun, 4.1.1984 tarihli sözleşme uyarınca satış tarihinden sonra dava dışı kooperatife davacının yapması gerektiği halde davalı tarafından yapılan yarı orandaki aidatlar ile banka kredi borçlarının ne olacağındadır. Kooperatifin 27.5.1997 günlü yazısına göre yapılan aidat ödemeleri 31.936.648 TL. kredi ödemeleri 10.000.000 TL. olmak üzere toplam 41.936.648 TL.dır. Davacı bu tutarın yarısını ödemekle yükümlüdür. Ancak, az yukarda sözü edildiği üzere taşınmazın 1/2 payı dava tarihindeki değeri üzerinden geri alınarak davacı mal varlığında o nisbette artma meydana gelmiş olacağından, davalı da davacı adına yaptığı ödemelerin dava tarihine göre güncelleştirilerek iadesini istiyebilir. Esasen denkleştirici adalet ilkesi de bunu gerektirir. Zira, aksinin kabulü iade borçlusunun lehine, iade alacaklısının ise aleyhine sonuç meydana getirir.
Bütün bu açıklamalardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; davalı tarafından dava dışı kooperatife yapılan ödemelerden davacı payına düşen miktarı bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava tarihine göre güncelleştirip bulmak, bu miktarı davalıya ödenmek üzere depo ettirmek ve sonucuna uygun bir karar vermekten ibarettir. Değinilen yönün gözden kaçırılması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentde açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine hükmün, 2.bent uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 375.000.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 21.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy