(4721 S. K. m. 744) (743 S. K. m. 668)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.11.2002 gününde verilen dilekçe ile mecra irtifakı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.3.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Bessey Güney vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 658 parsel sayılı taşınmazını sulamak için davalı Bessey Güney adına kayıtlı 348(682) parsel sayılı taşınmazdan su mecra hakkı tesis edilmesini istemiştir.
Davalı Bessey Güney, davacının davalının izni olmadan taşınmazında suyolu geçirdiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; 29.4.2003 ve 12.12.2003 tarihli bilirkişi raporunda turuncu renkle işaretli 1 numaralı seçenek olarak gösterilen kısımdan su arkı geçirilmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 744 (önceki Medeni Kanun'un 668.) üncü maddesi uyarınca mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca, her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla suyolu, kurutma kanalı gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka yerden geçirilmeleri olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.
Mecra irtifakı kurulması istemine ilişkin davalarda, irtifak hakkı taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine irtifak hakkı kurulması istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına mecra irtifakı kurulacak taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise, dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Mecra irtifakı kurulması isteğine ilişkin davalarda, istemin özelliği gereği en uygun yerin aranması ilkesinin geçerli olması ve bu davaların bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması nedeniyle;
Öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Ayrıca mecranın niteliği nasıl ve hangi araçlarla geçirileceği, ayrıca belirlenerek kararda gösterilmelidir.
İrtifak hakkının bedeli taşınmazların niteliğine göre atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak saptanmalı ve bedel hükümden önce mahkeme veznesine depo ettirilmelidir. Dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de irtifak için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmiş ise, bu bedelin ödenmesinin mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olacağı durumlarda, hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Davanın niteliği gereği, yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Anılan maddenin son fıkrası uyarınca, istem halinde gideri davacı tarafından karşılandığında mecra hakkının tapu siciline kaydına da karar verilmelidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı taşınmazının suyolu ihtiyacının bulunduğu sabittir. Ancak, bu ihtiyaç giderilirken, alternatif araştırmasının sağlıklı bir şekilde yapılması, taraf yararlarının gözetilmesi, suyolunun nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağının açıkça gösterilmesi ve bedelin hükümden önce depo ettirilmesi gereği ile yargılama giderlerinin davacı yan üzerinde bırakılacağı ilkeleri gözetilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle mahkemece;
1-) Yeniden keşif yapılarak; suyolunun nereden, nasıl ve hangi araçlarla geçirileceğinin ve maliyetlerinin bütün alternatifler için ziraat mühendisi ve inşaat mühendisi bilirkişiler aracılığı ile saptanması,
2-) Saptanan su yolu alternatiflerden uygun güzergâh, üzerinden geçeceği taşınmazın kullanım bütünlüğünü bozmayacak şekilde belirlenmeli, ayrıca suyun hangi araç ve yöntemlerle taşınacağı da gösterilmesi,
3-) Saptanan irtifak bedelinin hükümden önce depo ettirilmesi,
4-) Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekmektedir.
Belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidildiğinden, karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 24.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy