(1086 S. K. m. 45)
Davacı Yeşilyamaç Köyü Tüzel Kişiliği vekili tarafından, davalı Mustafa Özer vd. aleyhine 16.9.1998 tarihinde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.6.2003 tarihli hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak tetkiki davalı Mustafa Özer vekili tarafından istenilmekle tayin edilen 29.6.2004 günü mürafaa icrasından sonra dosyada görülen eksiklik sebebiyle evrak mahalline iade edilmiştir. Anılan eksikliğin giderilmesinden sonra dosya tekrar Dairemize gönderilmiş olmakla içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı Yeşilyamaç Köyü vekili, dilekçesinde sınırlarını belirttiği meranın, 980 günlü ferman ve bu ferman doğrultusunda Eğin Bidayet Mahkemesince verilen 13 Temmuz 1329 gün ve 8 no.lu karar ile Yeşilyamaç köyüne ilişkin olduğu belirlendiği halde, davalıların ağaç dikmek ve bina yapmak suretiyle müdahalede bulunduklarını belirterek elatmanın önlenmesi ve kal isteğinde bulunmuştur.
Davalı Mustafa, dava konusu yerin 1967 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında annesi Fatma Özer'in babası olan Memiş Ağa adına tescil edildiğini, davanın 10 senelik hakdüşürücü süreden sonra açıldığını ve dava konusu yere dikilen ağaçlar ve ev ile davalı Mehmet'in ilgisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davalıların 28 parsel numaralı taşınmazın 22.500 metrekarelik kısmına yaptıkları müdahalenin önlenmesine karar verilmiş, hüküm, davalı Mustafa Özer vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mera, yaylak ve kışlaklara ait uyuşmazlıklarda, kimlerin dava açabileceğine ait kanuni düzenleme yoktur. Ancak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki meralar üzerinde, aidiyet iddiasıyla elatmanın önlenmesi, tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma veya tesbitin iptali ve mera olarak sınırlandırma istemiyle açılacak davaları, taşınmazın bulunduğu köy ya da Belediye tüzel Kişiliği açabileceği gibi doğrudanlık ilkesi uyarınca bu meradan yararlanma hakkı olan köy yada Belediye halkından bir yada birkaç kişi de açabilir.
Mera olduğu iddia edilen taşınmazın kadastro ile oluşan tesbit sonucu Hazine adına özel mülk olarak tescil edilmesi durumunda da bu taşınmazın Hazine tarafından üçüncü kişilere devri yolu ile veya herhangi bir sebeple özel mülkiyete konu edilmesi halinde de yukarda açıklandığı üzere hukuki yararları bulunduğundan gerçek kişilerin bu taşınmaza ilişkin tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemiyle dava açma hak ve ehliyetleri vardır.
Somut olaya gelince;
Davacı Köy tüzel kişiliği tarafından meraya müdahelede bulundukları iddiası ile davalılar aleyhine elatmanın önlenmesi ve kal isteği ile dava açılmıştır. Ancak dava konusu 28 parsel numaralı taşınmaz; dosyaya sunulan kanıtlar, yerelinde yapılan keşif ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre 1967 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında çalılık niteliği ile Hazine adına tescil edilmiştir. Taşımazın tapu kaydındaki bu niteliği değiştirilmedikçe fiilen mera olarak kullanılması halinde dahi davacının aktif husumet ehliyetinden söz etmek mümkün değildir.
Belirtilen sebeple mahkemece; mera olduğu iddia edilen müdahaleye konu 28 parsel numaralı taşınmaza ilişkin tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemli dava açması için davacıya önel verilmeli, açılacak davanın eldeki bu dava ile birleştirilerek veya bekletici sorun yapılarak anılan dava sonucunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bütün bu hususlar gözetilmeksizin işin esasına girilerek ve yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hüküm bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de;
Eldeki bu dosya ile mahkemenin 2001/4 Esas 2003/8 Karar s. dosyasındaki dava konusu yer ile davalılar arasındaki bağlantı gözetilerek ve biri hakkında verilecek kararın sair dosyada verilecek kararı etkileyecek nitelikte olması nedeniyle kanıtların birlikte değerlendirilmesi yönünden HUMK. nun 45. maddesi uyarınca davaların birleştirilmesinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Mustafa Özer vekilinin temyiz itirazlarının yukarda yazılı sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 375.000.000. TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Mustafa Özer'e verilmesine, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca ilamın tebliğinden itibaren 15 günlük karar düzeltme yolu açık olmak üzere 29.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy