(4342 S. K. m. 4, 14, Geç. m. 3)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.2.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.3.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Çekişme konusu 6915 ada 8 parsel sayılı taşınmaz imar uygulamasıyla oluşmuştur. Dosyada bulunan belgelerden bu taşınmazın 1963 yılında yapılan tapulamada 2211 parsel hudutları içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Tapulama tutanağının ve vaki itiraz ile bu itirazı sonuçlandıran tapulama komisyonu kararları birlikte incelendiğinde 2211 parsel numarasıyla belirlenen parsel yerinin 1963 yılından evvel yörede çalışma yapan toprak komisyonu sonuçlarına göre mera olduğu ve kısmen bölüm bölüm işgaller ile özel mülkiyet biçimine sokulmak istendiği anlaşılmaktadır. Tapulama Komisyonu 27.3.1970 tarihli kararı ile 2211 parselin kapsadığı alanın mera olduğunu saptayarak tutanağa yapılan itirazları reddetmiştir. Durum açıklandığı biçimde karara bağlandığına ve bu karar kesinleşerek sicil oluşturulduğuna göre 2211 parselin idari hata ile tapu siciline mülkiyet biçiminde geçirilmesi taşınmazı meralıktan çıkarmaz. Bu nedenle imar uygulamasıyla 6915 ada 8 parselin de mera nitelikli yerden oluşturulduğunu kabul etmek gerekir.
4342 sayılı Mera Kanunu'nun 4. madde 3. fıkrasında, meraların özel mülkiyete konu olamayacakları, amacı dışında kullanılamayacakları ve zamanaşımına tabi olmadıkları, sınırlarının daraltılamayacağı, 14. maddesinde ise, tahsis amacı değiştirilmedikçe meralardan bu Kanunda gösterilenden başka şekilde yararlanılamayacağı belirtilerek tahsis amacının nasıl değiştirilebileceği hükme bağlanmıştır.
Ancak 7.6.2004 tarih ve 5178 sayılı yasa ile 4342 sayılı Mera Kanunu'nun bazı maddelerinde değişiklik yapılmış ve eklenen geçici 3. madde ile de;
Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı, teknik olarak mümkün olmayan yerlerin tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak ilgili Belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların dava konusu olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz olarak tescilleri aynen ibka edilir. Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek veya tüzel kişilere tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin açılan davalardan, emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden taşınmazların halen maliki olan kişilerce Hazineye bedelinin ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Evvelce açılan davalarda Hazine lehine kesinleşen kararlara konu taşınmazların tapuları aynı esaslara göre önceki maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir. hükmü getirilmiştir.
Anılan hükümde, öncesi mera olan ancak belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan, 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planlarında yerleşim yeri olarak tespit edilen, mera olarak kullanımı teknik olarak mümkün bulunmayan alanlarda tahsis amacının değiştirileceği ve gerçek veya tüzel kişiler adına tescil edilmiş taşınmazların belli bir bedelin ödenmesi halinde bu kişilere devredileceği öngörüldüğünden, 5178 sayılı Yasa ile 4342 sayılı Mera Kanununa eklenen geçici 3. maddesi aynı konuda derdest olan davalara da uygulanmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı Hazine 6915 ada 8 parselin mera olduğunu ileri sürerek Hazine adına tescilini talep etmiş ise de nizalı yerin imar planı ile meskun saha içerisine alınması nedeniyle az yukarıya madde metni alınan 5187 sayılı yasayla getirilen 4342 sayılı Mera Kanunun geçici 3.maddesinin uygulanması gerekeceğinden bu maddede belirtilen yöntem izlenmek suretiyle çekişmeli parsele dava tarihi esas alınmak suretiyle değer belirlenerek bedelin Hazineye depo ettirilmesinden sonra davanın reddine karar verilmesi gerekir iken değişik gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 02.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy