(1086 S. K. m. 13) (4721 S. K. m. 702)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 19.12.2003 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 5.4.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı, doğum tarihleri gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13. maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3- Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Ayrıca, davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı; 49, 402 ve 404 parsel sayılı taşınmazlarda Gökçe olan soyisminin Göçe olarak, 22 parsel sayılı taşınmazda Halil İbrahim olan baba isminin Mustafa olarak düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Dava konusu taşınmazlar zilyetlikten 49 parsel Mustafa kızı 1961 doğumlu Ayşe Gökçe adına, 402 ve 404 parseller Mehmet kızı Ayşe Gökçe adına, 22 parsel de Halil İbrahim Kızı 1941 doğumlu Ayşe Göçe adına kadastroca tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ise, nüfus kayıtlarına göre Mustafa kızı 1931 doğumlu Ayşe Göçe'dir. Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla yapılan araştırmada Mustafa kızı Ayşe Göçe ile Halil İbrahim kızı Ayşe Gökçe'nin farklı kişiler oldukları tespit edilmiştir. Nüfus Müdürlüğünden kayıtlarda geçen kişiler ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin bulunup bulunmadığı sorulmamıştır. Dosyada mevcut nüfus kayıtlarından Mustafa kızı 1940 doğumlu ve 1931 doğumlu iki ayrı Ayşe Gökçe'nin dahi bulunduğu anlaşılmaktadır. Dinlenen tanık 1958 doğumlu olup, tespit bilirkişileri ya da daha yaşlı tanıkların iddia ve dosyadaki belgeler hakkındaki bilgilerine başvurulamamıştır. Davacı ile tapuda kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişilerin aynı kişi olduğu dosyadaki mevcut delillerden tam olarak anlaşılamadığından, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak toplanan delillerin hep birlikte değerlendirilmesi sonucu oluşacak kanaate göre bir karar vermek gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy