(634 s. KMK/3)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.5.1999 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.3.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ile davaya katılmak isteyen M. Ö. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteğinin gider yokluğundan reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı, satış vaadi sözleşmesine dayanarak dava konusu bağımsız bölümün adına tescilini istemiştir. Davalı ise cevabında satış vaadi sözleşmesinin geçerli olmadığını, satış bedelinin düşük olduğunu ayrıca dava konusu bağımsız bölümün satışa konu daire olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kabulüne, davacıya 1480 ada 6 numaralı parseldeki davalı adına kayıtlı paydan 180/6603 hissenin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili ile hükümden sonra davaya müdahale talebi ile birlikte kararı temyiz eden M. Ö. tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava konusu 1055 ada 11 numaralı parsel tapuda müstakilen davalının murisi Rüştü Arslan adına kayıtlı iken arsa sahibi sıfatı ile yüklenici O. Konut Yapı Kooperatifi arasında arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi yapılmıştır. Sözleşmeye göre, inşa edilecek 25 adet bağımsız bölümden 10 adedinin arsa sahibine verilmesi kararlaştırılmıştır.
Sonraki tarihlerde imar uygulaması nedeniyle bu taşınmazdan oluşan 1700 metrekare yüzölçümlü 1480 ada 3 numaralı imar parseli muris Rüştü adına, ölümünden sonra ise intikalen mirasçıları adına müşterek paylı olarak tescil edilmiş olup davalı G. A. a da miras payı oranında 1/4 hisse verilmiştir.
İmar uygulaması sonucu 4903 metrekare yüzölçümlü 1480 ada 5 numaralı parsel ise dava dışı G. Z., Y. G. ve H. G. adlarına tescil edilmiştir. Başlangıçta inşaat sözleşmesi ile 1055 ada 11 numaralı parsel üzerinde 25 bağımsız bölümden meydana gelen inşaat yapılması kararlaştırılmış ise de, imar uygulamaları nedeniyle 1480 ada 3 ve 5 numaralı imar parsellerinin tevhidi gerekmiş, tevhit işlemi sonucunda meydana gelen 6603 metrekare yüzölçümlü 1480 ada 6 numaralı imar parselinin Rüştü mirasçıları ile dava dışı G. Z., Y. G. ve H. G. adlarına müşterek paylı olarak tescil edildiği görülmüştür. Bu.. arada Rüştü mirasçılarından tapudan bağımsız bölüm satın alan F. A. ile M. Ö. adlarına da bir kısım hisse tescil edildiği anlaşılmaktadır. 1480 ada 6 numaralı taşınmazı oluşturan tevhitten önceki 1480 ada 3 numaralı parselde kat irtifakı kurulmadığı gibi dosya kapsamına göre 1480 ada 5 numaralı parselde ise her hangi bir yapı mevcut olup olmadığı belli değildir.
Davacı bu şartlarda 28.11.1997 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile davalıdan satın aldığı A blok 4. kattaki girişe göre doğu taraftaki dava konusu bağımsız bölümün adına tescilini talep etmektedir.
Yüklenici ile 8.9.1995 tarihinde düzenlenen inşaat sözleşmesinin 4. maddesinde arsa sahibine düşen 10 adet bağımsız bölümden 5. kattaki bir dairenin bedeli karşılığında yüklenici kooperatife bırakılacağı kararlaştırılmıştır. Rüştü mirasçıları arasında düzenlenen 7.1.1 998 tarihli miras taksim sözleşmesi ile kendilerine verilecek dairelerin paylaşımı yapılmış, sözleşme ekinde düzenlenen paylaşım krokisinde kooperatife bedeli karşılığında bırakılacak daire de gösterilmiştir. Rüştü mirasçıları tarafından yükleniciye bırakılacak daire 5. katta gösterildiğinden dava konusu bağımsız bölümün miras taksim sözleşmesi eki krokide 4 numara ile gösterilen daire olduğunun kabulü gerekir.
Davacı, davalıdan satın almış olduğu dava konusu bağımsız bölüme isabet eden arsa payının iptali ile adına tecilini istediğine ve gerek tevhitten önce gerekse tevhit sonucu oluşan 1480 ada 6 numaralı parselde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmadığına göre taşınmaz halen arsa vasfında olup dava konusu dairede hukuken bağımsız bir taşınmaz niteliğini kazanmamıştır. Hal böyle olunca, olayın 14.4.1978 tarihli 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına ve Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Bu karara ve anılan yasaya göre Kat Mülkiyeti Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra ana taşınmazda henüz kat mülkiyeti ya da kat irtifakı kurulmadan önce bağımsız bölüme ilişkin ve arsa payı belirlenmiş veya belirlenmemiş olarak noterlerce düzenlenen satış vaadi sözleşmeleri geçerli olup Kat Mülkiyeti Kanunun 3. maddesinin 2. bendi gereğince ana yapının değeri nizalı dairenin değerine oranlanmak suretiyle çekişmeli daireye tahsis edilecek arsa payının uzman bilirkişi aracılığı ile belirlenmesi gerekir.
Ancak, tevhit yoluyla oluşan taşınmazda Rüştü mirasçıları dışında müşterek paydaşlar mevcut olduğundan ve bütün bu işlemler ancak kayıt malikleri arasında yapılabileceğinden gerek davalı dışındaki Rüştü mirasçıları gerekse diğer müşterek malikler olmak üzere tüm taşımaz maliklerinin ve O. Konut Yapı Kooperatifinin ya haklarında ayrıca dava açılarak bu dava ile birleştirilmesi ya da harçlandırılmış bir dilekçe ile davaya dahil edilmeleri gereklidir. Usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra davaya konu dairenin bulunduğu 10 bağımsız bölümlük blok dışında taşınmazda başkaca bina veya binalar mevcut ise bu binalar da dikkate alınarak arsa payı hesabı yoluna gidilmelidir. Ayrıca davacı adına tescil koşulları gerçekleştiği takdirde mahkemece hüküm kurulurken satış vaadi sözleşmesine konu bağımsız bölüme karşılık gelen arsa payının tespiti ve tescili şeklinde hüküm kurulması gerekir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar yerine getirilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 1-Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 420 maddesi uyarınca mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı ancak davada taraf olmuş ve temyize hukuki yaran bulunan kişiler hükmü temyiz edebileceğinden taraf sıfatını almayan M. Ö. in temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2-Davalı G. A. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 14.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy