(818 S. K. m. 101) (4721 S. K. m. 3, 1023)
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 29.1.2004 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 22.4.2004 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı Abdurrezak Altınmakas tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava biçimine uygun düzenlenen satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 4.5.1994 tarihli sözleşmenin tarafları satıcı davalı Abdulgafur Saybo ile satış vaadi alacaklısı davacı Abdurrezak Altınmakas'tır. Yine sözleşmede satış bedelinden kalan 27.500.000 TL.nın 1994 yılı Eylül ayının 15'de ödeneceği yazılıdır. Gerçekten bu vadenin geçmesi ile bedel ödenmemiş ise Borçlar Yasasının 101/son maddesince borçlu ayrı bir işleme gerek olmaksızın temerrüde düşer. Sair davalı Rukiye Saybo ise satım borçlusu Abdulgafur'un gelinidir. Satış vaadine konu taşınmazı 21.7.1997 gününde tapu maliki tarafından bu davalıya satıldığı kaydın bu davalı adına oluşturulduğu görülmektedir. Davacıda satış bedelinden kalan bir kısım borcu olduğunu kabul etmiştir. Burada çözümlenmesi gereken sorun taşınmaz mülkiyetini iktisap eden davalı Rukiye'nin Medeni Yasanın 1023. maddesi koruması altında bulunup bulunmayacağını açıklığa kavuşturulmasıdır. Zira taşınmaz mülkiyetini iyiniyetle iktisap eden Medeni Yasanın 1023 maddesinden yararlanır. Kuşku yok ki kanun hükmünde sözü edilen iyiniyet anılan Yasanın 3. maddesindeki objektif iyiniyettir. Başka bir anlatımla şayet bu davalı asgari özeni gösterse idi adına yapılan tescilin yolsuz tescil olduğunu bilebilecek halde ise iyiniyetli müktesep sayılamaz. Yasanın 1024. maddesi uyarınca da ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş sayılacağından bunu bilen ya da bilmesi gereken davalı iyiniyet savunmasına dayanamaz ve davacı kaydın terkinini isteyebilir.
Somut olayda az yukarda söylendiği gibi davalılar aynı mahallede oturmakta olan kayınpeder gelindir. Medeni Yasanın 3. maddesinde hükme bağlanan durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse konumundaki davalı Rukiye kanun uyarınca iyiniyetli kabul edilemeyeceğinden davacının bu davalının kötü niyetini ayrıca ispat etmesi gerekmez.
Öyle olunca, Mahkemece yapılması gereken iş, satım bedelinden kalan ve Borçlar Yasasının 101/son maddesince kesin vadeye bağlanan alacak miktarı 27.500.000 TL.nın 1994 yılı Eylül ayının 15.'inden dava gününe kadar kanuni faizini hesaplamak bu bedeli davacıya depo ettirerek ödenmek üzere istemi hüküm altına almak olmalıdır.
Tüm bu yönler üzerinde durulmaksızın dava red edildiğinden karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda yazılı sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde yatırana iadesine, 13.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy