(1086 S. K. m. 290)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 1.3.2002 tarihinde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil, birleştirilen dosyada davalı/K.davacı tarafından verilen 16.9.2002 tarihli dilekçe ile de sözleşmenin iptali istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine, birleştirilen davanın kabulü ile sözleşmenin iptal edilmesine dair verilen 8.4.2004 tarihli hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak tetkiki davacı/K.davalı Hulusi Uğurcan vekili tarafından istenilmekle tayin edilen 19.10.2004 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı/K.Davalı Hulusi Uğurcan vekili Av. Rafet Kırkoyun ile davalı/K.davacı Ali Kemal Karadeniz geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tescil,
Birleştirilen dava ise, satış vaadi sözleşmesinin iptali istemlerine ilişkindir.
Davacı, tapuda davalı adına kayıtlı olan 108 parsel s. taşınmazı 17.9.2001 gününde düzenlenen satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığını ileri sürerek kendi adına tescilini istemiştir.
Birleştirilen davada ise, Ali Kemal Karadeniz aralarındaki anlaşmaya göre 108 parselin yarı payını 50 milyon liraya devredeceğini, ancak paylı satışın olanaklı görülmemesi sebebiyle sözleşmenin taşınmazın tümü için yapıldığını, bedelin düşük gösterildiğini, vaad alacaklısının edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin de hile ile düzenlendiğini iptalini talep etmiştir.
Mahkemece; davacı Hulusi Uğurcan'ın davalının ortağı olan dava dışı Cemal'in ortaklık hissesini satın aldığı, satış vaadi sözleşmesinin de ortaklık payı devrinin teminatı olarak düzenlendiği, gerçek bir satış olmadığı gerekçeleriyle tapu iptal ve tescil davasının reddine, sözleşmenin feshi davasının kabulüne karar verilmiş hükmü davacı ve birleştirilen davanın davalısı Hulusi Uğurcan temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki 17.9.2001 tarihli satış vaadi sözleşmesi biçimine uygundur. İfa olanağı bulunan bu sözleşme, hüküm ve sonuçlarını meydana getirmesi yönünden geçerlidir.
Ne var ki vaad borçlusu Ali Kemal Karadeniz gerek dava dilekçesi ve gerekse yargılama aşamasında; borçları olduğundan 108 parselin 1/2 payını Hulusi Uğurcan'a sattığını, sair 1/2 payın Cemal'e olan borçlarının Hulusi'nin ödemesi nedeniyle teminat olarak verildiğini, sözleşmenin geçersizliğini savunmuştur.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, HUMK. nun 290. maddesi uyarınca, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i olarak sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte olan hukuki işlemler tanıkla ispat edilemez. Öte yandan sözleşmenin taraflarından biri muvazaa savunmasında bulunmuşsa iddiasını yine yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Tanık dinletemez.
Olayda, iptali istenen sözleşmenin tarafı olan A.Kemal Karadeniz'in HUMK. nun 290. maddesine uygun muvazaayı kanıtlayan bir delili bulunmadığı görülmektedir. Hal böyle olunca kimse kendi muvazaasına dayanarak tarafı olduğu sözleşmenin iptalini isteyemeyeceğinden yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
Karar açıklanan sebeplerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda yazılı nedenlerle; davacı/k.davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 375.000.000 TL duruşma vekalet ücretinin davalı/k.davacı Ali Kemal Karadeniz'den alınarak davacı/k.davalı Hulusi Uğurcan'a verilmesine, 19.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy