(818 S. K. m. 149)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.6.1999 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.2.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kaynağını Borçlar Kanunu'nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu'nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu'nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağının bulunması zorunludur. Somut olayda, 25.11.1991 tarihli satış vaadi sözleşmesinde satış vaadinde bulunan davalıların murisi Y. Yazgeç 1/2 tapuca adına kayıtlı bulunan Ümraniye Köyü Fener Sokağındaki 18 pafta, 443 ada ve 91 parsel sayılı 252 metrekare miktarındaki arsa niteliğindeki taşınmazının resmi ifrazının sonucu oluşacak parsellerde adına tapuda söz konusu payının karşılığında kayıt ve tescil edilecek olan ve halen üzerinde bir zemin ve iki normal kattan ibaret çift daireli bir bina bulunan taşınmazının tamamının 120 pay üzerinden kat irtifakı kurmayı ve meydana gelerek kat irtifaklı arsa payları ile bağımsız bölümlerden 20/120 arsa paylı zemin kat 2 numaralı bağımsız bölüm olarak adlandırılacak olan daireyi ve kat irtifaklı arsa paylarının satışını vaat etmiş ve taşınmazın, resmi ifrazı kat irtifakının tesis ve tapuca tesciline müteakip ferağ vereceğini taahhüt etmiştir.
Dosya içinde mevcut belgelerden satış vaadine konu taşınmazın resmi ifrazının yapılmadığı, kat irtifakının kurulmadığı ve tapuya tescil edilmediği görülmüştür. Borçlar Kanununun 149.maddesine göre, bir akdin mevzuunu teşkil eden borcun mevcudiyeti meşkuk bir hadisenin tahakkukuna taalluk edilmiş ise o akit ve şarta bağlı akit olur. Aynı maddenin 2. fıkrasında öngörüldüğü üzere iki taraf hilafını kastetmedikleri halde şarta bağlı akit ancak şartın tahakkuku anından itibaren hüküm ifade eder.
Az yukarıda ifade edildiği gibi, satış vaadi sözleşmesinin de ifası için sözleşmede belirtilen taşınmazın resmi ifrazı ve kat irtifakı tesisi ve tescili koşulu dava tarihinde gerçekleşmediğinden ifa olanağı bu aşamada doğmamış bulunan satış vaadi sözleşmesine dayanarak davanın kabulü doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 10.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy