(818 S. K. m. 162, 364)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.03.1998 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.04.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Arsa sahibi ile yüklenici arasındaki 02.07.1987 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi taraflara karşılıklı hak ve borç yükleyen istisna ( eser ) sözleşmesinin bir türüdür. Burada, yüklenici, eseri meydana getirmek ve meydana gelen eseri arsa sahibine teslim etmek, arsa sahibi ise, kararlaştırılan bağımsız bölüm mülkiyetini yükleniciye geçirmek zorundadır. Zira, arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinde bedel-kural olarak arsa payı devri ile ödenir. Aksine sözleşme yoksa yüklenici, eser bedeline teslim ile hak kazanır ( BK. m. 364 ). Bir tanımlama yapmak gerekirse teslim; sözleşmesine arsa sahibinin beklentisine, fen ve sanat kurallarına uygun bir şekilde meydana getirilen eserin ifa olarak arsa sahibine arz edilmesidir. Asıl olan sözleşmenin kararlaştırıldığı şekilde eksiksiz ifası olur. Aksi halde borç yerine getirilmiş sayılmayacağından karşı tarafın edimini yerine getirmesi istenemez.
Yüklenici, edimini yerine getirdiğinde arsa sahibine karşı kazanacağı kişisel hak sebebiyle arsa payı veya bağımsız bölüm tapusunun devrini ondan isteyebileceği gibi, Borçlar Kanunu'nun 162. maddesine dayanarak kişisel hakkını arsa sahibinin onamı gerekmeden yazılı olmak koşuluyla üçüncü kişilere devir ve temlik edebilir. Yükleniciden temellük edilen kişisel hakkın dava edilerek arsa sahibine karşı ileri sürülmesi halinde yüklenici, üçüncü kişi davacıya ancak hak kazandığını devir ve temlik edebileceğinden yüklenici ediminin yerine getirilip getirilmediği duraksamasız saptanmalıdır.
Somut olayda; arsa sahibi ile yüklenici arasındaki 02.07.1987 günlü sözleşmeden sonra 20.12.1990 tarihli ek sözleşme düzenlenerek binada mevcut eksiklikler 18 bent halinde sıralanmıştır. Bu noksanlar giderilmeden sözleşmenin ifa ile sonuçlandırıldığı, dolayısıyla yüklenicinin bedele ( bağımsız bölüm devrine ) hak kazandığı düşünülemez. Özellikle binadaki kat sayısına göre imar yönetmeliği uyarınca imali zorunlu asansör yapılmadan binaya iskan ruhsatı verilmesine olanak yoktur. Bütün bu saptamalar inşaatın sözleşmesine, arsa sahibinin beklentisine, fen ve sanat kurallarına uygun meydana getirilmediğini, bir başka ifadeyle akdin İcra edilmediğini gösterdiğinden, yükleniciden kişisel hakkını temellük eden üçüncü kişi, bu hakkı yüklenicinin halefi olarak arsa sahibi olan davalıya karşı ileri sürerek eser bedelini-bağımsız bölüm tescilini isteyemez. Açıklanan bu sebeplerle davanın reddi yerine ifa edilmiş bir sözleşme varmışçasına istemin kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 22.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy