(1086 S. K. m. 388, 389)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.10.2003 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, karşı davada da elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen 11.6.2004 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar (karşı davacılar) vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: HUMK. nun 388. ve 389. maddelerinde hüküm fıkrasında nelerin bulunacağı ayrıntılarıyla gösterilmiştir. Yasanın 389. maddesi hükmünce verilen karada iki tarafa yüklenen hak ve borçlar tereddüde neden olmayacak biçimde yazılmalıdır. Bundan amaç; tarafların aynı uyuşmazlık sebebiyle yeni bazı uyuşmazlıklar içine düşmelerinin önüne geçmektir.
Somut olayda, mahkemece, kısa ve gerekçeli kararla kurulan hüküm ile davacı karşı davalının davasının kabulüne denilmişse de, bilirkişi raporuna da gönderme yapılmamış, kabul edilen davanın neden ibaret olduğu gösterilmemiştir. HUMK. nun 389. maddesine aykırı olarak oluşturulan bu hükmün infaz olanağı bulunduğu söylenemez. Karar açıklanan bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın yatırana iadesine, 10.01.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy