(818 S. K. m. 213, 238/2) (4721 S. K. m. 706) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.01.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.07.2003 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Diyanet İşleri Başkanlığı ve Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, bağış nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili, dava dışı 4 parselin mülkiyetinin davacı vakfa ait olduğunu, bu parsel üzerinde bir cami varken, davalı dernek tarafından yıkılarak yerine yenisinin yapılması hususunda müracaat edildiğini, uygun bulunan projenin 4, 5, 6, parselleri kapsadığını, derneğin 5 ve 6 parsellerin mülkiyetinin vakfa devri hususunda taahütte bulunduğunu ve bir karar aldığını, ancak bağışlama taahüdünü yerine getirmediğini, derneğin eski camiyi yıkıp yeni camiyi yapmasına rağmen 6 nolu parselle ilgili bağışlama işlemini yapmadığını ileri sürerek bu parselin tapusunun iptali ile adlarına tescilini istemiştir.
Dernek fesh edildiğinden Hazine vekili davanın reddini savunmuştur.
Türk Medeni Kanununun 706 ( önceki Medeni Kanun'un 634. ) maddesi ve Borçlar Kanunu'nun 213 ve 6217 Sayılı Yasa ile değişik 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddesinde; taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğu hükme bağlanmıştır.
Borçlar Kanunu'nun 238/2. maddesi uyarınca bir gayrimenkulün yahut gayrimenkul üzerindeki bir hakkın bağışlanması taahüdü ancak resmi senetle yapılmış ise muteber olur.
Bu resmi senedin de 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddesi gereğince "tapu sicil muhafızı veya memuru tarafından düzenlenmesi" gerekir. Ancak bu biçimde düzenlenen senedin resmi senet olarak kabulü mümkündür.
Somut olayda derneğin taahhüdü yeterli değildir. Bağışlama veya satış vaadine ilişkin şekil şartları oluşmadığı halde istemin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 27.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy